17 Aralık 2012 Pazartesi

Özlemişimmm....:)

Bu resim eski Yoga Pacific'te çekilmişti... Eski resimlere bakarken içimi bir özlem kapladı...Orası gerçekten de enerjisini çok sevdiğim biryerdi..Arkamdaki defne ağaçları önlerinde oturup meditasyon yapmak için yaratılmışlardı sanki..Şimdi yeni bir yer bulma zamanı..yavaş yavaş bakınmaya başladım..Minik hanıma Suryama sadece kendim bakmak istediğim için zaman bulamadım şu ana kadar..bu bir süre daha devam edecek ve sonra yeniden yeni bir yerde derslere devam:)Sabirsızlıkla bekliyorum...


Bir ara Asos ikinci evimiz gibiydi...her fırsatta kaçardık..Ne çok eğlenirdik..özlemişimm..
Balık tutma maceralarımız...çok ustaymış gibi tam takım dalgıç kıyafetlerimiz ve zıpkınlarla ortalarda dolaşmamızı..Ama bir balık bile vuramadan dönüşlerimizi..Sinan bir kere  bir karagöz vurmuştu da  kıskançlıktan kudurmuştum o vurdu ben yapamadım diye hehee ...Kardeş payı yapıp yedik biz de..








Burada tekne satılmadan önce..ele geçirmişim hehe kaçınnnnnnnn!!!










Göründüğü gibi bayağı bir hamileyim...Tatilimden geri kalmam demişim..Nefes nefese Bodrum'da keyifte:)En çok da Bodrum'u ve denize girmeyi özledim...
Benim Asssslannn oğlum!!Surya geldiğinden beri evden uzakta..Biraz fazla heyecanlı olduğu için şimdilik onları tanıştırmak istemedik..Ama az kaldı oğlum da gelecek yakında..Çok özledimm çoook...









Dünyanın en nazlı erkek kedisi..Tobişikom o benim..şimdiler de o da evden uzakta..Benim canım oğlummm, obur bebişimmm!









2 Aralık 2012 Pazar

Doğamız sabırmış bir zamanlar...

Yere serdiğim matın üzerinde yüzükoyun yatırdığım küçücük bir adım ilerlemeye çalışan kızıma bakıyorum. Çabalıyor da çabalıyor..İlk başlarda ağlardı şimdi yerini ufak çığlıklara bıraktı ara ara gülücüklerle eşlik ettiği.O küçücük bir itiş ilerleme onun için o kadar önemli bir o kadar da zor...Minnacık ayaklarıyla yeri itiyor itiyor ama göbeğinin üzerinde olduğu yerde yüzüyor sanki..Yine de yılmıyor nefes nefese kalana kadar çabalıyor..Bense sabırsız ne zaman göreceğim o adımı diye içim acıyarak ona bakıyorum. Çoraplarını çıkarıyorum ki zemini hissetsin ayakları kaymasın...Henüz 3 aylık bedeniyle ve ruhuyla gayet sabırlı ve azimli...Nasıl oluyor bu çok garibime gidiyor..Biz insanoğlu böylesine yavaş ilerleyen yerden yavaş yavaş yükselen bir doğayla yaratılmışken böylesine sabırla donatılmışken özümüzde, merak ediyorum zincir nerede kırılıyor?Ne zaman kaybettik özümüzdeki yavaşlığı, sabrı?


Doğadaki hemen hemen tüm hayvanlar doğar doğmaz ayaklanıyor...Aslanlar, zebralar ne titrek bacaklarıyla yürüyor hemen...ne bileyim kaplumbağalar birkoşu denize yüzüyor...Doğa acımasız hayvanlarda yavaşlığa yer yok..Onlar hemen çevik olmak zorunda belki...Hemen öğrenmek zorunda..Oysa insan ne kadar farklı..Önce emekle, sonra sırala sonra adımlar...İnsan doğada yaşarken de evrimi bu kadar yavaşmıydı acaba?
Herşeye acele ediyoruz...Yavaş olmayı şimdiyi seven ben bile kızım doğduğundan beri bir an önce büyüsün bir an önce konuşsun hep bir bir an önce ile şimdiyi kaçırmaya başlamışım ki evren bana ciddi bir geri bildirimle gösterdi bunu..Bunun ne olduğunu şu an paylaşmak istemiyorum ama bir kez daha emin oldum ki ağzımızdan çıkan her söz gerçek olma potansiyeli taşıyor..Bazen farkında olmadan belli sözleri çok tekrarlıyoruz adeta mantramız haline geliyor ki..Bunu sürekli eko olarak duyan evren bu isteğimizi hemen bize geri veriyor.Sadece ne yazık ki bu bazen negatif bir cümle alışkanlığı olabiliyor...

Son günlerde çok duyduğum bir 21 aralık kaosu var..DÜnyanın sonuyla ilgili zaten duymayan yoktur..Duymayı bırakın İzmir de yok enerjisi yüksek bir yer diye otellerde yer ayıranlardan tutun da evde yiyecek depolayanlara..Korkudan uyuyamayanlar, nereye kaçsam diye plan yapanlar... Bana öyle geliyor ki o gün eğer bir kıyamet ya da kaos yaşanacaksa toplu korku enerjisinden olacak en sonunda..Herkes bir yerlere kaçışmaya çalışırken, sinirler altüst olmuşken...
21 Aralık gerçekten de önemli bir dönüm noktası olabilir dünyadaki hızlı değişimler adına ki bu çağ bence 21 aralığı beklemeden başladı bile...Kullandığımız kelimelere, düşüncelerimize, hayallerimize gerçekten dikkat etme zamanı..Çok şeffaf zamanlar yaşıyoruz geribildirim ve enerji anlamında..Ve yine farkettiğim mesajlar çifter çifter geliyor adeta bir teyid var en azından benim hayatımda...Bence nereye kaçsak ne yapsak demeden önce telaşla etrafa saldırmadan önce doğamıza geri dönelim, o bebeklik günlerimizdeki gibi..Sabırla, anda kalarak, geleceğe endişe ile bakmadan..Şimdiyi en güzel şekilde yaşayarak..O zaman ister 21 aralık olsun ister dünyanın son günü..Tüm insanlık aynı vibrasyonla aynı umutla, huzurla şimdiyi yakalayabilirse tarih bile yeniden yazılmaz mı?Sonsuz olasılıklar denizinde, şu kuantum evrende her an yeni bir olasılık varken, olumsuz olanı seçmek niye?

Ben kendi adıma yeni öğretmenim minik kızıma her gün şükrediyorum..Ne mutlu bana, her daim yanımızda olan harika kocama..Sizi seviyorum, mutluyum, elbette artılar gibi eksiler de var hayatımızda... hayat dengeyi veriyor bir şekilde...
Om mani padme hum!

5 Ekim 2012 Cuma

Zaman ne çabuk geçiyorr...


 
Dünyanın en güzel kokusu kızımın kokusu...
 
 
 
 
Kızım içerde koca göbek dışardayken:)
 
 
Ben herşeyi planlamayı programlamayı severken, o bana küçücük boyuyla bunun mümkün olmadığını ve bundan sonra da olmayacağını ne güzel öğretti...
Ben meğer yeni şeylere ne kadar kapalıymışım...Onunla hergün yepyeni bir gün!
 


17 Eylül 2012 Pazartesi

Bu yazı anneme olsun!

Annelerin çocuklarına içi titrermiş meğer...Ben ben değilim artık! Bittim...demin Sinan'a da dediğim gibi bittim ben...Bir ömür ufaklığı düşünmekle geçecek...



Bir haftadır zilzurna grip burnum aka aka dolaşıyorum evde..malum ilk ay ve uykusuz geçen gecelerin sonucu bünye error verdi..Hamileliğim boyunca hiç ilaç kullanmadım ben gerekmedi de burnum bile akmadı bütün kış...İyi beslenme ve iyi uyumanın bedenime hediyeleri ve de stressizliğin..Şimdiyse içim kan ağlıyor, bebeğim daha ancak 1 ayını doldururken ben hasta oldum..Ve sinan da..Ellerimi yıkamaktan derilerim soyuldu...Bebeğime geçmesin diye kafayı yedim bu hafta...Gidip gidip nefesini dinliyorum, biraz hırıltı duysam gözlerim doluyor basıyorum çocuğun burnuna serum fizyolojik damlayı..Yarın doktora gidiyoruz bakalım...Bebekler korunur derler Allahım lütfen öyle olsun!

Anneme de geçirdim zavallı o da yatıyor evde bana yardım edeyim derken...
Annem! Canım annem! Ergenlik dönemim ve yakın zamana kadar bile hep kızdım ona,onaylamadığım anlamadığım şeylerden kendini üzdüğü için ve daha birçok şey için..Şimdiyse hayranım ona...Her kadının anneyle derin bir bağı ve bu ilişki yüzünden de sorunları olur gerek özel ilişkilerinde gerek kafasında..Şimdi bugün bizim ilişkimiz sorunlu, kızgınlık dolu fazdan anlayışa,kabullenmeye, sevgiye yükseldi. O olmasa ne yapardım bilemiyorum.Doğum sonrası benle eve gelen, ben bebeğimin altını değiştirmeyi bile bilmez ve çekinirken ben hazır olana kadar defalarca benim için yapan...Doğumdan sonra bana kalsa kendimi eve tıkacağıma 1 hafta hadi bakayım git bir kuaföre saçını başını boyat ne bu hal diye ite kaka beni kuaföre gönderen.10.günde hadi bakayım kocanla bir yemeğe git diye bizi yollayan...Ben bebeği eve tıkmışken gelip aaa alışverişe gidelim diye beni galeyana getirip bebeği bir çırpıda arabasına koyup bizi sokağa ilk çıkartan...Daha ne bileyim aklıma gelmeyen onca cesaretlendirici şey...
Benim annem zor kadındır, hep böyle düşündüm bugüne kadar.Şimdiyse onun hayat dolu, uyumlu yanını keşfetmek ne kadar şaşırtıcı ve ona özenmek,onu örnek almak istemek..Örnek aldıkça rahatlamak..ben hep tam tersini yaptım bugüne kadar...Sen annelerin birtanesisin benim için! Bu yazı sana olsun! Gördüğüm en bilmiş bazen (spordan, hastalıklara, ev dekorasyonundan, arabalara ne sorsanız bilir herşeye cevabı vardır,nasıl olur anlamam), en şefkatli ne kadar sarılarak gösteremesen de ben artık çok iyi biliyorum eyleme gerek yokmuş yeter ki kalpler almaya açık olsun...
Hatalarım da ki seni çoook üzdüm zaman zaman bana asla engel olamayan sadece uyarıp doğruyu anlatıp kenara çekilecek kadar cesur ve özgürleştirici..Ama elin hep arkamda, dost gibi, sırdaş gibi ve ben sen haklıymışsın diye geri geldiğimde yine annem olan sen!
Seviyorum seni olduğun gibi! Diliyorum ileri de benim kızım için de ben böyle bir anne olabilirim!:)

30 Ağustos 2012 Perşembe

Doğum bırakmayı öğrenmekmiş, ben daha yeni öğrendim...


Aylarca süren heyecanlı bekleyiş sona erdi…Nihayet pamuk prensesimi, minik tavşanımı kollarıma aldımJÇok şükürJ

Başından beri kararlıydım herhangi bir aksi gereklilik olmadığı sürece doğal doğum yapacaktım.Öyle de oldu.. Doğum bir kadının başına gelebilecek en güzel bazen de en dönüştürücü deneyimlerden biri!

Doğum deneyimimde yanımda olan birtanecik eşime, doğum koçum sevgili Asude Ebe’ye ve doktorum Selçuk Somer’e ne kadar teşekkür etsem azdır herhalde..

37. haftada istediğim gibi rahat bir doğum  yapabilmek için doktorumu değiştirdim etrafımdakilerin şaşkın bakışları altında.İyi ki de yapmışım! Keşke diyeceğime iyi ki dedimJ

38.haftaya geldiğimde amniyotik sıvıdan sızdırdığımı düşündük.Daha doğrusu bana öyle geldi ve herkesi telaşa verdim.Birçok doktor böyle bir şüphede direk sezeryana yönlendirirken doktorumun sakin yaklaşımıyla hiç acele etmedik ve nitekim ben boşuboşuna ortalığı tutuşturmuşum.Hehe hamileler böyle şeyler yapabiliyor hele ki son haftalarda iyice sabrınız azalıyor..

19 ağustos Pazar sabahı nişan dedikleri izle uyandım.Ve oh dedim bebiş bugün yarın geliyor..O gün bayram olduğu için her ne kadar sancılarım başlamış olsa bile annemle yemeğe çıktık. Doğumda hiç kimseye haber vermemeye karar vermiştik etrafta benim için endişelenen bir enerji istemiyordum.Annemi şüphelendirmemek için sancılarımı idare ettim ve güzel bir bayram yemeği yedik.  Gece olduğunda sancılarım düzensiz de olsa sıklaşmaya başladı yine de tolere edebiliyordum. Saat 1 gibi sevgili Asude Oflaz’ı aradım. Dedim doğum başlıyor galiba.Hemen atladı geldi. Geceyi beraber salonda kanepede kah sohbet ederek kah uyuklayarak geçirdik.Onun yanımda olması sonsuz bir güven veriyordu.Yaptığı muayenede açıklığım sadece 1 cm di ve daha çoook başındayız ama belli olmaz dedi. Açıkçası biraz moralim bozuldu ama yapacak bir şey yok oluruna bıraktık.. Yemek yedik, yürüyüş yaptık, sıcacık elleriyle defalarca kalçamı kuyruksokumumu ovdu, masajlar yaptı.Ve sihirli çantasından çıkardığı homeopatilerle beni tüm gün boyunca sakinleştirdi destekledi.Akşama doğru açıklığımın artmadığını görünce doktorumla görüştük ve hastaneye gitmeye karar verdik. Küçük bir dokunuşla doğum hızlanabilir hafif bir suni sancı desteği yetecek görürsün dedi. Aslında suni sancıya karşı olsam da teslim oldum.Doğumun başlangıç aşamalarını yanınızda güvenilir biri varsa evde geçirmek psikolojik olarak gerçekten çok rahatlatıcı.hastane ortamı insanı gerçekten gerebiliyor..

Derken yola çıktık ve hastane köprünün diğer tarafında olduğundan hesaba katmadığımız trafiğe takıldık.Ben sancılar geldikçe arabada zıpzıp zıplarken Asude tatlı tatlı ben rahatlatıyor,Sinan ise bir eli direksiyonda bir eli elimde, aşkım elimi sık diye teselli veriyordu.İşin ilginç tarafı canımı bu kadar acıtan doğum sancısı değil aylar önce 20 kat merdivenden üzerine yuvarlandığım kalçam oldu.Doğum beni hassas yerimden vurmayı seçmişti. Kalçamı koparıyorlar gibi ateşe vermişler gibi bir acıyla kıvranıyordum her sancı dalgasında..Hastaneye  varmadan sezeryan ihtimali aklıma düştü ve kalçamın ağrısından belki kurtulurum diye cepte tutuyordum onu ama kimseye söyleyemeden.Derken hastaneye geldik. Allahım kağıtlar imzalatıyorlar, formlar doldurtuyorlar ben ne zaman odaya gideceğiz diye beklerken fışkırmaya başladı gözyaşlarım küçük bir çocuk gibi ağladım ağladım ve Asude’ye bombayı patlattım.”Ben sezeryan olmaya karar verdim Asude”

Bana muzip ama ciddi bir bakış attı ve sonra güldü dedi ki “Haha ben senle bu kadar uğraşmışım izin verir miyim sanıyorsun?Herşey çok güzel olacak!”

O sırada yoğun bir sancı geliyor…”Hadi canım sen nefes al ve oooohhhggg sesli üfle”….Hastane de ooohhh çeke çeke odama çıktık.Doktorum geldi ve yüzünde bir gülümseme aaaa açıklık 4 cm olmuş. Anladık ki trafik ve stres bana yaramışJ

Evde lavmanımı kendim yaptığım için hastanede gerek kalmadı..Doğum öncesi böyle prosedürler var maalesef ben kendim yapmayı tercih ettim…

Bayram olması nedeniyle katta sadece biz vardık ben 15 dakika NST hariç hiç yatmadım kah çömeldim kah pilates topuna oturdum kah voltalar attım.Bomboş koridorlarda istediğim gibi gezindim bağırdım, ağladım, kocamın getirdiği çilolatalı kurabiyelerden yedimJ

Derken açıklığım 7-8 cm e geldiğinde kalçamın acısı tavan yaptı.Sinanın elini zorla tutup kalçama bastırtıyordum artık…Ve içimdeki kaçak yine ortaya çıktı bu sefer epidural istiyorum diye tutturdum.Dayanamıyorum epidural verin!!!!!!

Sinan’ın bana kıyamayacağını bildiğimden nazımı ondan yana kullanıyor ve gözyaşlarımla ona yalvarıyordum ki benim bana hiç kıyamayan kocam az kaldı biraz daha dayan yaparsın sen gibi şeyler söylemeye başlayınca odadaki herkese sinirlenmeye başladım…Meğer Asude arkadan kaşgözle benimkini ikna etmiş. Doktorum geldi ona da yalvardım dedi ki bak ben şimdi maç seyrediyorum yarım saate gelicem hala istiyorsan yapalım!O an gülsem mi ağlasam mı bilemedim gerçekten…Kocam bana inanmıyor, doktorum maç seyrediyor, Asude desem nuh diyor peygamber demiyor…Bense…ah ben…

Asude birden yere yastıklar dizmeye başladı..O an doğumunun kaderini değiştiren,bir ebenin sihirli ellerinin nelere kadir olduğunu gösteren o an gerçekten inanılmazdı…Bana ellerimin ve dizlerimin üzerine çökmemi söyledi ve yataktan aldığı örtüyü kasıklarımın altından geçirerek sıkıca yukardan kavradı ve kalçamı yerden keserek beni hızla sağa sola sallamaya başladı. Bir an acayip canımın yandığını hissettim ve durdu.Beni bıraktığında bebeğimin kalçama yaptığı baskı kalkmıştı çocuk doğum kanalına kayıverdi ve aniden ıkınma hissi başladı…Odada Sinan’ın boynunda, kapıya asılan çarşafa tutunarak, çömelerek defalarca çocuğumu itmek için ıkındım…Asude beni yatağa yatırdı ve dediki

“İstersen burada doğurabilirsin, hadi elini ver ve bebeğinin başına dokun”

Ups…!!!Yapamadım yapmayı çok arzu ettiğim bir şey olmasına karşın o kadar yorgun düşmüştüm ki götürün doğum odasında doğuracağım dedim..

Doğum odasına gittik içerde 7-8 kişi ben yarı çıplak, umrumda bile değil kim neremi görmüş, yeter ki artık bebeğimi çıkarayım…Doğum birakmakmış, bırakmayı öğrenmekmiş, tüm tabuları, ayıpları kaldırmakmış, o gün öğrendim, ben doğumuma teslim oldum…

Masaya yattığımda başka bir doktor gıcık oldum ona  “bu daha sürer çoook ıkınması lazım”gibi bir laf etti…Direk şahsıma hakaret olarak aldığım bu laf sayesinde öyle bir ittim ki kızımı 15-20 dakika içinde pıt diye doğdu.Zafer!!!

Ve aniden oda çığlıklarla doğdu benim kart sesli kızım kocaman çığlıklarla ağlamaya başladı…Allah dedim yandık biz bu zilliyleJ Derken kızımı göğsüme koydular ki o anı hiç ama hiç unutamam…Gözlerini açtı ve tam gözlerimin içine baktı…artık hiç ağlamıyordu…

Doğumun ardından hemşireler odama gelip epiduralsız doğum yapan bayan siz misiniz diye şaşkınlıkla soruyorlardı…Bu durum beni bayağı şaşırttı…Sanki yüzyıllardır normal doğal doğum yapılmıyormuş gibi…ki birçoğu gerçekten görmemiş…Kalçamın ağrısı olmasa doğum hele ki son bebeği itme kısmı gerçekten zor değil ve hiç acı vermiyor..Suni sancı olmadığı zaman beden doğal olarak sizi rahatlatan hormonlar salgılıyor zaten..Yeter ki dışarıdan suni destek az olsun..Tabi ki gerekli durumlarda her şey yapılmalı o ayrı….

Birkez daha iyi ki yoga hayatımda var dedim o gün ben….ve defalarca da diyeceğim sanırım..Gerek nefeslerde, gerek bedenim titrerken kullandığım gevşeme teknikleriyle her ne kadar dışarıdan destekçilerim olsa da kendi kendime de çok iyi destek olduğumun farkındayım!

Herkese böyle kolay ve rahat bir doğum dilerim! Ve herkese doğumlarına tecrübeli bir ebeyle hazırlanmalarını tavsiye ederimJOnlar elleri öpülesi melekler çünkü!
Yakında doğum resimlerini de ekleyeceğim...:)

4 Ağustos 2012 Cumartesi

Karnımdaki bıcırık Batman'e itiraz ederse...


Günlerdir sıcaklar yüzünden dışarı çıkamam sonucu ağlayacak hale gelince dün gece Batman'e gitmeye karar verdim. Eşim de sağolsun ne kadar sevmese ve çocuk filmi olarak görse de aldı beni ve dooğru sinemaya:)Heyecanla yerime yerleştim.
Batman'i ve hertürlü fantastik filmi çok ama çok severim dolayısıyla keyfime diyecek yoktu taaa kii...Taaa ki sancılarım başlayıncaya kadar..Sağa dönüyorum olmuyor sola kıvrılıyorum olmuyor. Elbisemi çekiştiriyorum, bacaklarımı yan koltuğa kadar aralıyorum biraz rahatlar gibi oluyorum. Bir yandan da Sinan'a çok çaktırmamaya çalışıyorum..zaten filmi sevmiyor çıkmak için bahanesi olacak diye bana baktığında sevimli sevimli sırıtıyorum:)


Bu tarz filmlerdeki Batman'i ya da kahramanları gaza getiren felsefi sözler her ne kadar artık klişe olsa da bir hoşuma gidiyor anlatamam.Kendim süper kahramanmışım gibi gaza geliyorum:) Bıçak gibi saplanan sancılar duruldurken neyse ki bir ara verildi ve ben doğğru tuvalete malum son ay böyle geçiyor.Dönüşte biraz oyalanmış olacağım ki yerimizi kapmışlar bak bak hamile kadının da yeri kapılır mı diye söyleniyorum içimden biraz huysuzum:)BEni görünce sola kayıyorlar ama yine mutlu değilim çünkü adamın biri yanımda oturuyor bense yine sancı başlarsa rahat rahat kaykılmak bacaklarımı açmak istiyorum..Ne olursa olsun kararlıyım filmi sonuna kadar seyredeceğim. Bunlar doğum sancısı bile olsa öyle hemen doğum olmaz diyorum içimden.Hem evde ya da hastane de olacağıma ne güzel sinemada oyalanıyorum işte..Derken 2. yarı başlıyor. Batman hapishanede ve yukarı tırmanmaya çalışıyor.O zıpladıkça ben yerimden zıplıyorum.Allah allah diyorum kızım yani bu kadar gün durdun bugünü mü buldun otur bakiym..Bu kadar üst üste sancı hiç çekmemiştim.Neler oluyor diye bir küçük endişelenmiyor değilim.Sonra otomatik olarak sağ elimi burnumda sol deliği kapatmıi şekilde sağ burun deliğimden nefes alıp veriyorum.. Bunu bedenim otomatik yapıyor sanırım enerjiye ihtiyacım var diyorum bırakıyorum akışa. Tüm isteğim Batman'in kötü adamları yenip o ışıklı logosunu gökyüzünde sergilemesini görmek allahım filmi bitirmek istiyorum.KArnım bir sağa bir sola kayıyor tutamıyorum.Nefes alıyorum kendi kendime böyle doğum olmaz hadi bakıym telkinler yapıyorum.Derken Sinan'ın hayretler içinde bana baktığını görüyorum.Buz gibi klimalı sınema salonunda ben şıpır sıpır terliyorum.Mehveş sen burada doğuracaksın kalk gidiyoruz diyor önce biriki direniyorum ama bakıyorum ki oturduğum yerde bıçak saplanır gibi ağrılar oturtmuyor peki diyorum filmin 1,5 saatine dayanmışken sonunu göremeden çıkıyoruz sinemadan. Eve geliyoruz.Sinan tetikte sorup duruyor kaç dakikada bir sancılar bakalım diye..Ben sayamıyorum düzensizleşiyor gitgide.Derken sancıdan eser yok.Filmi seyredemediğimle kalakalıyorum.Ve küsüp uyuyorum:)
Doğum sancıları herkeste farklı olurmuş ama gelince anlarsın diyorlar sinemadakiler ki o kadar keskin olmasına rağmen sadece yalancı sancılar çıkıyor.Gerçeklerini merak ettim doğrusu:)Şaka bir yana 38. haftadayım ve sanırım artık gerçekten az kaldı. Umarım o gün geldiğinde de böyle güzelce oyalayabilirim kendimi:)Rahat ve su gibi gelsin kızım...
 Bu arada dünün ikinci bir komik olayı çok sevdiğim çocukluk arkadaşım da benden 2 hafta önde ve hamile.Dün beni aramış ve telefonum kapalı çıkınca başlamış hastaneyi aramaya..Soyadım zor olduğu için uğraşmış durmuş beni bulacak diye (ikimizde aynı hastanede doğum yapacağız)neyse sonunda öyle biri yok demişler rahatlamış.Dedim kızım benim seni merak etmem lazım sen öndesin..bayağı bir güldük beraber:)

Bu arada anladım ki Surya'da babası gibi Batman'i sevmiyor ve sevmeyecek:)

17 Haziran 2012 Pazar

Her kadın kendi hamileliğini yaşar!

Bugün canım sevgilim, birtanecik kocamla evlilik yıldönümümüz:)Nice yıllara bir ömür boyu bu harika adamla girmek nasip olur inşallah!Seni çooooook seviyorum kocammmmmm:))Seneye bugün Surya Hanım da aramızda olacak bakalım.. Surya Hanım demişken dün halası onun için harika bir hoşgeliyorsun partisi düzenledi. Yedik içtik beraberce güldük, eğlendik. Gerçekten de inanılmaz güzeldi..Normalde yabaniyimdir bu tür organizasyonların adamı değilimdir, bana kalsa aklıma gelmez böyle bişi yapmak...Ama ne kadar da güzel oldu işte, ailemizin büyük organizatörü,dünyanın en tatlı halası Neylan yaptı yine yapacağını..Madame Coquette organizasyon ve Zerrin'e ve tabi Neylancıgıma buradan binlerce öpücük.MUCKKKKKKKKK


Düğün, parti, doğum günü ve hertürlü parti ve organizasyonda Madame Coquette'in üstüne tanımam!Gerçekten de size özel detaylarla, ince ayrıntılarla, binbirtürlü şıklıkla, nefis ikramlarla unutulmaz bir gün yaşatmayı çok çok iyi biliyorlar:)



Partiden sonra benim kız biraz heyecan yaptı galiba,bir baktım karnım kaskatı, içerde ufaklık kıpır kıpır, akşam korkuttu biraz bizi erken mi geliyor diye ama neyse ki şimdi herşey yolunda!
31. haftamızdayız biraz daha dayan kızım az kaldı:)annesi gibi sabirsiz olmaz inşallah ben 7 aylık doğmuşum ne acelem varsa hehe:)

Hamilelik ve yoga ile ilgili nacizane fikrimi paylaşmak isterim.Tüm müstakbel anne adayları ne olur yogayı hayatınıza almak için hamile kalmayı beklemeyin.Yoga'ya hamilelikten önce başlayın.Elbette hamile yogasının da çok büyük faydaları var. Ama önceden beden yapınızı güçlü tutar bu sürece hazırlar, zihnen de daha uyumlu olmayı deneyimlerseniz hamileyken çok daha rahat oluyor herşey. Sırt, bel kuyruksokumu ağrılarınız olmuyor, bacaklarınızda varis ya da ödem olmuyor...Ne biliym bir olay olduğunda çok daha sakin kalmayı ve önceliğinizin bebeğiniz olduğunu daha kolay hatırlıyorsunuz..Tabi ki bunda hormonların ve içgüdünün de büyük payı var. Genel de daha reaktif olabileceğim durumlar karşısında kendimi çok daha sakin buluyorum...Kavga ya da gerilim ortamlarında ki dış dünyayı değitiremeyiz bunlar olacak kendimi çok daha kolay sakin tutup, gevşeyip, sessiz kalabiliyorum. Ne büyük hediye! Sessizlik en büyük uzlaşma bazen:)

Daha önce hamilelik geçirmiş kadınlar bazen herşeyi ben bilirim edasıyla yaklaşabiliyor yeni hamile adaylarına..Saçma sapan soru ve endişeleriyle sizi gerebiliyorlar. Yok göbek deliğin fırlamadı mı aaaaa nasıl olur, yok ayak bileklerin şişmiyor mu, basur oldun mu? Bakiym karnın çatladı mı? Kaç kilo aldın?oooo sen bir de son aylarda gör kiloyu,davul gibi olacaksın ama sonra geçiyor merak etme.. Son aylarda çok sinirli olacaksın, miden altüst olacak, gastrit olabilirsin doktor ilaç verdi mi? Kan hapı desteği al, yok kalsiyum hapı al dişlerin dökülür, kemik erimesi olursun..Neee normal doğum mu valla çılgınlık gibi laflarla ya da kendi normal doğum tecrübeleriyle sizi rahatlatacaklarına nasıl bağırdıklarını, korktuklarını ballandıra ballandıra anlatabiliyorlar...

Her kadın kendi hamileliğini yaşar güzel anne adayları bunu hiç aklınızdan çıkarmayın!Size söyledikleri herşeyi ciddiye alırsanız eğer organizmanız da öyle yapar ve birden tüm belirtileri yaşamaya başlarsınız sanki olmaları şartmış gibi.. Bazılarını yaşasanız bile doğumdan sonra hiçbirinden eser kalmayacak..Belki de hiçbiri size uğramayacak.Ne olursa olsun bedeninizi sevin ve ona ilgi gösterin! Size böyle yaklaşanlarla sık görüşmeyin en azından doğuma kadar, endişe enerjisine değil sizin neşeye, mutluluğa,desteğe ihtiyacınız var en çok!

Ruhsal alemle, yaratıcı kaynakla olan eşsiz bağınızı düşünün.Bir canda iki ruhsunuz!Bebeğinizle yoga halinde bir ve bütünsünüz..Kendinizi gergin hissettiğinizde onun saf, sonsuzlukla bağlantıda olan ruhu size gereken tüm desteği verecek, en zor anınızda bile içinize serin rüzgarlar getiecek,onunla iletişim kurun şimdiden. Ruhlarınız içiçe geçmişken böylesine mucizevi bir andayken gelecek endişeleri bırakın.Anın tadını çıkarın. Siz rahimsiniz, yaratıcının tezahürüsünüz tam şu anda:)Bu ne demek biliyor musunuz? Kendiniz ve bebeğiniz için ne hayal ederseniz ne dilerseniz o olur demek!Tüm yaratma enerjisi, akış sizinle şu an.Farkında olun ve beraber akın!

Tüm anne adaylarını güzel göbeklerinden öpüyorum...
 Surya'nın anne adayı;)

2 Mayıs 2012 Çarşamba

Yogalı Hamilelik Günleri Part IV

Haftasonu Gökçeada'ya gittik biz ailece:)Sinan, Brownie, Surya (içerden gezdi bol bol balık yedi)...
Gerçekten de inanılmaz bir doğası var Gökçeada'nın..Beni tek hayal kırıklığına uğratan suyun çok soğuk olmasıydı. Günlerdir rüyamda denize giriyorum ama henüz gerçeğini yapamadım..Hamile olmasam bir cesaret atlardım ama malum üşütmememiz gerekiyor.25. haftaya girdik bakalım..Bu aralar tartı bana biraz inat gidiyor normalde yediklerimden fazla birşey yemiyorum ama tartı ilerliyor da ilerliyor:) Belki de biraz daha dikkat etmeli.Gökçeada havasından mı suyundan mı benim kıza pek yaradı maşallah.Resmen 4 günde karnım büyüdü, geri geldim..



Hamileliklerinde kabızlık problemi yaşayanlara kavunu tavsiye etmek istiyorum en azından bir deneyin şimdi kavunlar bal gibi:) Tabi oturup bir tam kavunu yemeyin sakın..İki dilim yetiyor da artıyor bile.Hem kanı temizliyor, hem bol su içeriğiyle bağırsak ve böbrekleri yumuşatıp arındırıyor..
Bir de tabi bol su içeceğiz özellikle 24.haftadan itibaren çok önemli..

1)

Yoga asanalarımıza geri dönecek olursak hem kalçaları esneten ve doğuma hazırlayan hem de bağırsaklar için birebir bir asana önermek istiyorum sizlere:)İlk trimesterinizi bitirdikten sonra başlayabilirsiniz:)

Malasana (çömelme duruşu)



Ayaklarımızı kalça açıklığından biraz daha fazla ayırıyoruz ve hafifçe parmak uçlarını dışarı çeviriyoruz dizleri bükerek yavaşça çömeliyoruz. İsterseniz duvara karşı durarak çömelirken duvardan destek alabilirsiniz.Çömeldiğinizde eğer kalça ve bacaklar çok rahatsız ise veya karında baskı olursa lütfen kalçanızın altına 4-5 kitap ya da yastık koyarak yükselti yapın daha rahat edersiniz. Biliyorsunuz duruşu bedene göre modifiye etmek herzaman bizim elimizde önemli olan duruşun içinde rahat etmemiz. Elleri yavaşça ortada birleştirelim ve dirsekleri yanlara açarak dizleri dirseklerle yana doğru itelim.Aynı anda omurgayı düşürmeden sırtımızı olabildiğince yüksek ve dik tutalım ki belimiz ve omurgamız da duruştan faydalansın. 8-10 nefes hatta 1-2 dakika böylece kalabilirsiniz. Nefes alırken omurgayı uzatmayı araştıralım nefes verirken ise ayak tabanlarımızla yeryüzüne iyice kök salalım. malasana bedendeki apana adı verilen enerji rüzgarını harekete geçirir. Apana vayu (rüzgarı) boşaltım sistemini yönetir ve aynı zamanda doğumda bebeği dışarı itmemizi sağlayan basınç rüzgarıdır. Biz şimdiden antremanlı olacağız değil mi? Apananın rahatça akması için kalçaları esnek tutalım. Köylerde çömelerek doğal doğum yapan kadınları hepiniz duymuşsunuzdur.Onlar içgüdüsel olarak bunu biliyorlar..(ki zaten alaturka tuvaletlerden alışıklar)Aslında ne kadar faydalı şu alaturka tuvaletler neyse..

Gün içinde diyelim uzun bir telefon konuşması yapacaksınız bir yandan malasana oturuşunu kullanabilirsiniz. Asanalara ayıracak ek zaman bulamıyorum demeyin onları hayatın içine entegre edin:)

2)

Bir diğer duruşta hem çok kolay hem de keyifli..Malum 7 saat araba yolundan gelince ben bir baktım ayak bileklerim ve altbacaklar başka bir kadının bacakları oluvermiş.benim bacaklar gitmiş yerine iki pati gelmiş:) Bu gibi durumlar için ve yorgun bacaklar için lütfen sizi viparita karani'ye davet ediyorum:)

Viparita Karani



Yavaşça kalçanızı duvara dayayarak yan bir şekilde yere oturun sonra sırtınızı yere indirirken tek tek ayakları duvara yaslayın işte hepsi bu! Eğer belinizin altına destek isterseniz yastık ya da battaniye harika olur. Hatta ve hatta ben gece yatakta yatarken bacaklarımı duvara uzatıyorum sonra da oradan direk yan dönerek uykuya geçiyorum.
Bu duruş bacaklardaki dolaşımı düzenler, ters kan akışını hızlandırır.Yorgun bacaklara, huzursuz bacaklara birebirdir. Eller ister iki yanda açık ister başın tepesinde olsun..Rahat edin bacaklardaki sıcaklığı hemen hissedeceksiniz.

Bir sonraki yazıda video geliyor...İçeriği sürpriz olsun!

25 Nisan 2012 Çarşamba

Her gününüz ışıkla güneşle dolsun!



Hamile kalmadan önce çekilmiş bu videoyu buldum az önce..Eski Yoga Pacific'te...hem biraz duygulandım hem de olsun dedim yeni şeyler bekliyor beni hatta biri karnımda bile:)annesi suryanamaskarda iken başladı kıpır kıpır içerde dönmeye:)Şimdiden adını biliyor sanırım eh günde 100 kere Surya Surya diye seslenen bir anne olunca başında...
İçim ısındı..İstedim sizle de paylaşmak bu sıcaklığı....

20 Nisan 2012 Cuma

YOGALI HAMİLELİK GÜNLERİ PART III



Havalar gitgide ısınıyor bu hem çok keyifli hem de yaz hamileleri için bazen zorlayıcıJOlsun biz herşeyin üstesinden geliriz değil mi? Özellikle sıcaklarda artan ayak ve bilek şişmeleri için Vajrasana duruşunu deneyebilirsiniz!

1)Vajrasana: Bedendeki vajra isimli nadiyi, enerji kanalını uyarır ve sindirime de yardımcı bir duruştur. Tok karnına yemeğin hemen ardından bile kolayca uygulayabilirsiniz. Bacaklarda varis oluşumunu engeller ve kan dolaşımını düzenler. Uyluklar esner ve güçlenir, beraberinde dizler, bilekler esner..Ne harika ve kolay değil mi?


Yavaşça dizlerimizin üzerinde oturuyoruz ve dizleri iki yana doğru ayırıyoruz, ayak tabanları gökyüzüne bakacak şekilde kalçanın iki yanına kayıyor ve kalçayı topukların arasından yere bırakıyoruz. Eğer dizlerde ve bileklerde aşırı gerginlik varsa herhangi bir minderin, yastığın ucuna oturarak kalçayı yükseltmek sizi rahatlatır. Ayak bilekleri hala acıyorsa yerle temas yüzünden çoraplarınızı giyebilirsinizJ



Bir elimizi karnımıza bebeğimizin olduğu yere, diğer elimizi ise kalp merkezimize, duygularımızın evine yönlendiriyoruz. Nefesimiz akışkan ve rahat. Dikkatimiz burnumuzun ucunda, prananın yaşam enerjisinin bedene giriş kapısında. Aldığımız nefesle göbek deliğimiz üzerindeki eli hafifçe ileri itiyor, karın şişiyor ve beraberinde göğüs kafesi genişleyerek yükseliyor.
İçimizden tekrarlıyoruz “Aldığım her nefesi bebeğim ve kendim için sevgiyle kabul ediyorum. Verdiğim her nefes bebeğimi ve beni arındırıyor, rahatlatıyor.”

Birkaç dakika duruşta bekledikten sonra yavaşça bacakları iki yana açarak öne alıyoruz ve dinlendiriyoruz. Gerekirse ayak bilekleriyle daireler çizerek bilekleri rahatlatabilirsiniz. Bacaklardaki kan dolaşımını hissedelim. Ne kadar farklı değil mi?

2)Upavista konasana: Bu duruş olası siyatik ağrılarını ve bacak kramplarını azaltan ve rahatlatan bir poz. Baldırları, bacakların arkasındaki dolaşımı ve kalça eklemini rahatlatır. Ayrıca karaciğer meridyenini uyarır. Bedenimizin toksinlerden arınma mekanizmasını destekler. Ayrıca baharla birlikte artan alerji problemlerine iyi gelir.Özellikle gözlerdeki kızarıklık ve alerjiler için harikadır. Hamilelikte bazen gözlerde kuruma ve hassaslaşma eğilimi olabiliyor… Bacaklarımız ne kadar esnek ise bebeğimize giden temiz kan o kadar güçlü ve yoğunJ



Bacaklarımızı iki yana açıyoruz,gereksiz yere zorlamadan rahat ettiğiniz yere kadar. Ellerimizi kalçanın arkasında sıkıca yere basarak göğüs kafesini yükseltiyoruz. Derin derin nefes alıp veriyoruz. Aynı anda göğüs kafesini yukarı ve ileri iterken, dizlerin arkasını yere doğru itiyoruz. Kuyruk sokumunun yere çökmesini engelleyerek. (isteyenler iki kat battaniye ile kuyruk sokumunu destekleyebilir)8-12 nefes burada kalalım..



İkinci aşamada elleri önde yere yerleştirdik. Nefes alırken göğsü yukarı iterek  derin nefes alıyoruz ve nefes verirken yavaşça öne eğiliyoruz. Nefes alırken yüksel, nefes verirken öneJ Bacakların arkasını hissederek, gerekirse dizleri hafifçe bükebilirsiniz.  Dizleri düz tutuyorsak aldığımız nefesi  serinlik hissiyle bacakların arkasında gerginlik veren bölgeye gönderelim. Verdiğimiz nefesle bacak arkasındaki gerginlik ılık ılık ayak tabanından bedeni  terketsin. Nefesin yaşam enerjisi olduğunu ve onu bedenimizde istediğimiz heryere gönderebildiğimizi farkedelim.İLERDE doğumda ona çok ihtiyacımız olacakJVE siz hamile yoginiler elinizden gelenin en iyisini zaten yapıyor olacaksınız!
Sıcaklarda bolbol su içmeyi ihmal etmeyin, bol su hem bedenimizi temizler hem de bebeğimizin ihtiyacı olan kan yapımına yardımcı olur. Bedenimizin büyük bir parçası sudan oluşuyor. Öyleyse en çok ihtiyacımız olan şey sıvı, saf su tüketimi değil mi?

Su ile meditasyon


Olur olur o  da olur ben sık yaparım çok da iyi gelir, şaşırmayın. Su molekülleriyle yapılan ses ve enerji çalışmalarını duymuşunuzdur. Su molekülleri güzel klasik müziklerle ya da sevgi dolu sözcüklerle hoş ve uyumlu kristallere dönüşürlen, kötü sözler ya da gürültülü seslerle karmaşık, çirkin, uyumsuz hallere girebiliyor. İşte bu yüzden hamilelerin güzel müzikler dinlemeleri önemli. Düşünsenize bebeğinizin balık gibi amniyotik sıvının içinde oraya gönderdiğiniz sesleri alabilir pekala:)İlla klasik demiyorum tabi... Şahsen ben klasik dinleyemiyorum ama güzel mantralar ya da doğa sesleri hoşuma gidiyor bu aralar...Hücresel yapımızın en temel taşı su ve bu sayede çok şeyi değiştirebiliriz:)
İçtiğiniz suya güzel sözler fısıldayın sevgiliyle konuşur gibi, ona ne kadar sağlıklı, şifalı güzel olduğunu söyleyin, ya da her ne yüklemek istiyorsanız yükleyin ve afiyetle için:)

Bir sonraki yazı sürpriz olsun:)

Mehveş Özel Ebussuutoğlu
Yoga Pacific

17 Nisan 2012 Salı

YOGALI HAMİLELİK GÜNLERİ PART II


Hamileliğin ilk üç ayı  ortaya çıkan sürekli uyuklama hali aniden kesiliyor ve yerini müthiş bir enerjıye bırakıyor.Sanırım ilk üç ay bedeni dinlemeli ve gerçekten uyku sizi çağırdığında ya da kanepe onu dinlemekte fayda var. Bebeğin güzelce tutunması ve yerine yerleşmesi için bir çağrı olsa gerek bu.

Bir de inanılmaz hızlı değişimlerin olduğu bir süreç ilk üç ay…Hah keseyi gördüm derken birkaç hafta içinde şekilden şekile giriyor ve hızla gelişiyor karnımızdaki ufaklık.Eh bu sürece uyum sağlarken biraz sarsılmamız çok doğal olsa gerekJ

İlk trimesterdan sonra rahatlıkla  sizi ve enerji akışınızı dengeleyecek egzersizlere ve yoga çalışmalarına başlayabilirsiniz. Doktorum bana daha önce yaptığın herşeyi yapabilirsin dediği için ben ilk trimester da yoga çalışmalarıma ara vermedim ancak bu sizin için ilk ise ve yoga çalışmalarınıza hamile kaldıktan sonra başlayan bir anne adayı iseniz doktorunuza kulak verip 2. Trimesterda başlamanız çok daha sağlıklı ve güvenli!

Gitgide büyüyen ve yükselen rahmin ve buna uyum sağlamak için genişleyen bağların yarattığı sancı ve kasık ağrılarını hafifletmek için baddha konasana duruşu  gerçekten bir hediye!

Üstelik sadece bununla da kalmıyor. Normal doğum isteyenler için pelvik kasları esnek ve sağlıklı tutan aynı zamanda kalça eklemini de rahatlatan bir duruş. Daha ne isteriz? Normal doğum düşünmüyorsanız bile hamileliğiniz boyunca 1. Ve 2. Chakra enerjilerini dengeleyerek rahim, cinsel organlar ve kasık bölgesindeki kan ve enerji akışını dengelemenız mümkün! Eh hadi ne duruyoruz?

Yoga duruşları ve çalışmaları için ekstra zaman bulamıyorum bahanesi sizi durdurmasın akşam TV karşısında otururken ve en sevdiğiniz diziyi seyrederken en az 5 kez reklamla bölünüyorsunuz biliyorum.Haydı reklam aralarını kendinize ayırın hem de oturduğunuz yerde.

Baddha Konasana ve mutlu pelvis meditasyonu



Ayak tabanlarımızı birleştiriyoruz ve topuklarımızı olabildiğince kasıklara doğru çekiyoruz.Birkaç kez dizleri ve kasık bölgesini rahatlatmak için kelebek esnemesi şeklinde dizleri kaldırıp indirebilirsiniz. Sabitliğe geçtiğinizde, ayak bileklerinizi ya da parmaklarınızı yakalayın her iki elinizle.




Nefes verirken  yere doğru üst bedenle (kalça yerden kalkmadan) gidebildiğiniz yere kadar karnınızı sıkıştırmadan eğilin ve nefes alırken yavaşça yükselin. 8-10 kez bırakın bedeniniz okyanus dalgaları gibi aşağı yukarı aksın.Nefesinizin dalgaları sizi özgürleştirsin.  (İsterseniz yüksek olmayan bir yastığın ucuna doğru oturabilirsiniz)


Ve şimdi ellerinizi yavaşça avuçlar yere basacak şekilde önde yere yerleştirin ve gidebildiğiniz son rahat noktaya kadar eğilerek sabit kalın..Sabitliğin içinde hala akan nefesi hissedin..Tüm dikkatinizi kasık bölgesine ve pelvik kaslara yönlendirin. İçsel olarak bu bölgeye gülümseyin…Pelvisinizle konuşun, ona ne kadar harika ve güçlü olduğunu söyleyin.Bebeğinizi kucağına alacağınız gün sizin için bir lotus çiçeği gibi açılacağını ve yumuşakça bebeğinizi dışarı bırakacağını imgeleyin.Sonra eskisi gibi kapanarak görevini tamamlayışını izleyin. Ne kadar esnek ve rahat olduğunu farkedin.  (Dikişsiz, yırtıksız kendi esnekliği içinde sınırsızca genişliyor) Bedeniniz sizin bir parçanız tamamen size ait onu nasıl programlarsanız ondan ne beklerseniz onu alırsınızJ

Bir sonraki yazıda siyatik baskısını ve bacak kramplarını ve olası dolaşım bozukluklarını önlemeye yardımcı duruşlarla devam…


14 Nisan 2012 Cumartesi

Yogalı Hamilelik Günleri Part I

Ayyyy ayyy ayyy ne kadar uzun olmuş yazmayalı:) Dedim madem hamileyim aklım fikrim karnımda, karnımsa burnumda şaka bir yana henüz o kadar değil neyse ki:) Hamilelikle ilgili yazayım istedim biraz..Neler hissediyorum, korkularım, sevinçlerim, yoganın bana ne kadar destek olduğu şu günlerde aşikar!

23. haftaya geldik nıhayet daha dün gibi haberi aldığım gün zaman hızla akıp geçiyor işte...İlk hamile kaldığımı öğrendiğimde ben de bir şaşkınlık bir bocalama gören de başkası koydu çocuğu içime sanır:)
Hem çok sevindim hem de bir telaş sardı beni eh ben daha ayurveda kursuna gidecektim, yok Kerala'da kalari öğrenecektim yok bilmemle derken eyvah dedim ben napıcam şimdi gitti özgürlük!!!!! Birkaç gün yarı neşeli yarı endişeli gezindim ortalıkta eşimin de sevincini bozmak istemiyorum bir yandan...Neyse ki o çok tatlı ve anlayışlı biri olgun yaklaştı bana, dedim "ben daha kendim çocuğum uhuuu napıcam ben, dedi Sen mükemmel bir anne olacaksın inan bana!"
Doktorumu buldum ilk muayene güzelce geçti bu arada ben olayı sır gibi saklıyorum..Ne varsa sanki bilinmediği sürece görünmezmişim gibi...Sonra herkes öğrendi tabi bu tarz şeyler pek saklanmıyor..
Bu arada ben hamile kalmış arkadaşlarla konuşuyorum hepsi bana iştahımı soruyor, aşerme var mı vs?
Ah bir bilseler ben bütün günümü kuru grisinilerle ve tuzlu beyaz peynirle geçiriyorum..Vah vah diyorlar biz şunları yedik bunları yedik..İyi afiyet olsun da benim yaklaşık 1,5 ay ciddi midem bulandı.Sanki sallanan bir teknedeydim sürekli..Bu süreçte parfüm, deodorant, sarımsak, eşimin en sevdiğim parfümü bile bana ucuz çakma fransız parfümleri gibi geliyordu..aman tanrım burnum tıkansa ne iyi olacak dönemi! Midesi bulanan bayanlara zencefilli çayı ve elmayı çok tavsiye ederim.Sıcak suyun içine bir fındık tanesi kadar zencefil atın, 10 dk demlensin ve afiyetle için gerçekten iyi geliyor.Doktorum günde 2 bardak süt yok bilmem kaç kase yoğurt yemelisin dese de bu kurallara pek uyamadım..Bence bulantı zamanı geçene kadar gaz yapan yiyeceklerden uzak durmalı..Hamileler ayaklı gaz bombası şeklinde dolaşır zaten sen kalk bir de süt iç üstüne mümkün değil!

Bu arada hem yoga derslerimi veriyorum hem kendime özel çalışmalar yapıyorum..Öğrenciler yavaş yavaş muzur gülümsemelerle sormaya başladı..Hocam hamile misiniz? Hay allah nasıl anladılar diyorum..bakıyorum kendime eh bazı yerler biraz büyüyor galiba hamilelikte ehehe:)
Daha önce hayatında yoga olan arkadaşlar tabi doktor aksini söylerse o başka ama ben yüzükoyun duruşlar hariç hiçbir duruşu çıkarmadım o dönem hayatımdan yani ilk üç ay..Cobra, shalabasana tarzı gibi bir de karın kaslarını zorlayacak bacak kaldırma, mekik tarzı hareketler ve ters duruşlar elbette yok..ama gerisi serbest:)Zaten beden size neyi istemediğini öyle güzel söylüyor ki!
Bulantılarım geçer geçmez grisini menüme portakal eklendi.Ah hep o reklam yüzünden tv de kızın biri kana kana portakal suyu içiyor saat gecenin 11'i..Boğazım kuruyor sanki aylarca bana su vermemişler gibi, içim yanıyor o portakal boğazımı yaka yaka aşağıya akmazsa çıldırabilirim..Eh çıldırmadım tabi tıpış tıpış sabahı bekledim gidip taze portakal almak için.Bütün kışı kilolarca portakal tüketerek geçirdim.Midemi hiç sormayın zavallı midem en sonunda portakal suyunu içince kusar hale gelince kestim.Şu aralar çilekle aramız çok iyi:)




Hamilelere hem süt içebilecekleri hem içinde meyve olan süper kolay ama lezzetli bir tarif:)Günlük tatlı ihtiyacını da karşılıyor şahsen ben de..
Malzemeler:
1bardak çilek
1,5 bardak süt
parmak ucuyla azıcık toz tarçın:)
bir tatlı kaşığı bal
bol buz

Atın miksere karışsın sonra da koyun bir sürahiye gidip gelip içersiniz serinlemek istedikçe:)
Buradan ilerki yazılarda hamilelikte bacak kramplarınızı, bel ve sırt ağrılarınızı engelleyecek, pelvisinizi, leğen kemiklerinizi doğuma hazırlayacak günlük hayatın içinde kolayca uygulayabileceğiniz küçük ipuçları vermeye çalışacağım.Daha doğrusu bana iyi gelenleri paylaşacağım.Çok sevgiler tüm hamile okurlara veeee bebişlereee:)

23 Şubat 2012 Perşembe

Eskiyi yıkmak yeniyi kucaklamak hep kolay olsa..


Bugün aklıma Hindistan'da kumdan yapılan renkli mandalalar geldi..Hep hayran olmuşumdur mandalalara..Nasıl bir sanat eseri, geceyi gündüze katarak yapılan o rengarenk gizem!Ve sonra birden hiç acımadan hiç düşünmeden biter bitmez ustaların mandalayı yıkıp bozması..Emeğe bağlı kalmadan, bağlanıp, saplanmadan yok etmeleri ve sonra yeniden sabırla yenisini inşa etmeleri...Düşündüm acaba hayat benden bunu mu bekliyor?

Bundan birbuçuk yıl önce yıkık dökük o dairenin her bir taşını, duvarlarını bugünkü mis, şeker, huzurlu haline getirdik..Yuzlerce ders verildi içinde, beraber güldük, beraber dans ettik, gevşedik, terledik..ve şimdi belediye kapımda. Bağdat caddesinde onlarca işyeri var çalışma ruhsatı olmayan..Taktılar kafayı yoga merkezime..Gittim 1500 TL para ödedim, ne gerekiyorsa yaptım ama apartmandan izin alamadım tek eksik belgem...Apartmandaki bazı daire sahipleri hevesle binanın yıkılmasını bekliyor ve içerdeki benim dışımdaki 3 işyeri pılını pırtını topladı gitti bile..Böyle mi olacak şimdi?Biranda hiçbirşey olmamış gibi onca emeği masrafı bırakıp gidecek miyim? Aynen böyle... Emeği yıkmak bana o kadar kolay gelmiyor bugünlerde..sanırım sebebi haksızlığa uğrama duygusu..bunu kaldırmak zor işte..Yarın herbir köşesini elimle yaptığım yeri dağıtıyorum aynı ellerle...Yeni yer için acelem yok...Çok daha güzel çok daha büyük, yeşillikli bir yer hayalim..Kimbilir belki de yenisi eskisini aratmayacak bile..iyi ki böyle olmuş diyeceğim..Tek bildiğim karnımdaki ufaklığı bu konuyla daha fazla üzmek istemediğim...O olmasa zaten çoktan koyvermiştim...Minik Surya şimdilik beni dizginliyor, içimdeki fırtınayı yumuşatıyor...Annelik böyle birşey galiba, şimdiden bir duygusal bir anaç hale geldim ki...

En zoru öğrencilerle vedalaşmak, geçici bir süre için olsa bile...Bu bir yenilgi oldu bana, büyük bir yenilgi...Bir yandan da hocam siz nereye biz oraya diyen o tatlı insanlar, o tatlı sözleri içimi ısıttı şimdiden! Yazının akışındanda belli akmıyorum şu günlerde, bir durgunluk var üstümde...Sınırsız olasılıklar var oysa tam şu anda beni bekleyen...Geçmişe bağlı kalmadığımız sürece ipleri koparabildiğimiz herzaman olduğu gibi...O olasılıklara açılmak istiyorum...