23 Mayıs 2018 Çarşamba

Guru’nun sihirli elleri!!!

Grubumuzla yoga ve ayurveda inzivamızın son günüydü. Tatlı bir rehavet çöktü üstüme aynı zamanda da geri dönecek olmanın hüznü. Grup otelde dinlenirken erkenden aldım soluğu Kalari aşramda.. Sabah pratiğinde Hikmet ve son anda merakı kabaran (bu kız nerelere gidiyor yine :) diye)Canım kocam da benimleydi. Özel ders için söz aldım bir önceki gün Guru Hanumandas’tan 🤞🌼 Pratik son derece keyifliydi. Terden önümü görmez halde bitkin ama mutluluktan havalara uçacak hafiflikte👀🎈. Aynı seriyi defalarca toprak zeminde yere yığılana dek çalıştık. Bir ara özel ders nasılsa rahatlığıyla hocaya susadım ölücem susuzluktan dedim. İzin vermedi:( Kalari sırasında beden o kadar ısınıyor ki tekrar normal ısıya dönmeden su içilmezmiş. Tanrım dışarısı zaten 40 derece nasıl dönecek ki derken bazı nefes teknikleriyle beni rahatlattı. Bir damla bile su içemedim onca şirinlik numaralarıma rağmen..Tam döneriz derken bir baktım uzaktan ormanın içinde kendi yetiştirdiği şifalı bitkileri sopasıyla tek tek denetleyen turuncu bir silhuet, O’nu tanımamak imkansızdı. Yanımıza geldi diğer eğitmenler ve öğrenciler etrafında ellerini ayaklarını nereye koyacaklarını bilemedikleri bir saygı içinde. Yaklaşık bir saat kadar temel savunmaya dair bazı teknikler gösterdi orda durduğumuz yerde.. Swami Hanumandas!Bir ara bir elimi arkadan kıvırarak diğer eliyle saçlarımı yakaladı ve bütün bedenim boş çuval gibi boşaldı elinde asılı kaldım... Kalari savaşçıları bedendeki marma enerji noktalarını çok iyi bildiğinden ellerinden kurtulmak imkansızmış anladım☺️ Tekrar göstericem savun kendini dediğinde Sinan “eeehhh şey bu sefer de benle gösterin isterseniz “dediğinde hepimiz güldük(karısına kıyamadı)😂❣️Biraz da utandım açıkçası bir anda elinde asılı kaldım hayır çok bişi bilmediğimi zaten biliyorum yolun cok başındayım ama egomu iyice bir yerle bir etti. Şu gurular nerde ne yapacaklarını damarına basmayı her seferinde acayip iyi beceriyor. Napacaksın!!! Neyse derken birebir çalışmanın ardından çardakta oturduk uzun bir sohbetle masala (sütle karışık içilen baharatlı leziz bir hint çayı/masala) içtik. Dünyayı nasıl dolaştığını yıllarca masaj yaparak nasıl bu cennet ashramı kurmak için para biriktirdiğini anlattı. Kalari sadece Savaşçı kastında aileden geçiyor. Babası zamanında kralın koruması imiş dolayısı ile içerdeki tüm silahlar kraliyet amblemine sahip. Kalsak saatlerce usanmadan anlatır ben de dinlerdim ama grubun sorumluluğu hala üzerimizdeydi sonuçta kendi başımıza keyfe gelmedik:) ama keyif almaktan da geri durmadım ha! Bir tadımlık özgürlük pek iyi geldi. Tam kalkarken aklım bir yanda otelde, hamarat tarafım coştu şu çay bardaklarını toparliyim derken, Guruji seslendi: bırak bardakları burdakilere iş bırakmıyorsun... bırak.... evde bir bardağı 2 gün aynı yerde bırakan bana ne olduysa...ve herşeyin bir sebebi var sanırım gözü omzuma takıldı.. “Ne var sağ omzunda?”4 yıldır omzumda ağrı 2 yıldır da kürek kemiğimde sızı vardı gerçekten.. Doğumdan sonra Surya’yı hep aynı tarafta taşımak omzuma bir iz bırakmıştı. Ara ara geçse de kendini hatırlatan. Meğer omzum kaymış...Beni yanına çağırdı kolumu kavradı ve gülümseyerek sallamaya başladı.. Kaya gibi durursan seni iyileştiremem diye lafı yedim önce kolay mı bırakmak😇 Sonra beklemediğim bir anda ani bir hamleyle kart diye bir sesle önce kayan omzumu sonra ikinci hamleyle kürek kemiğimi yerine yerleştirdi.. Kısa bir çığlık attım.Gözleri hep gözlerimdeydi..Gülümsedi🙂artık bitti dedi... acının yerini ferahlık hissi aldı... Guru’nun sihirli elleri omzuma dokundu🌺🤲🌟 O günden beri bir daha omzum hiç ağrımadı... 
Hindistan’da Kalari aşramda aynı zamanda kalari chikilsa terapi yapılıyor... onu da sonra anlatırım... 

                         www.yogapacific.com


22 Mayıs 2018 Salı

Senin Masalın!

Herkesin bir hikayesi vardır... Her anlattığında değişir aslında o hikayeler..
Gerçek tam da bu noktada çok tartışmaya açık ve göreceli hale gelir. O anda ne yaşıyorsanız gerçekliğiniz olur. Bir de masallar vardır gerçek olamayacak kadar büyülü... Onları anlatırken değiştirme ve abartma ihtimali çok daha fazladır. Ama masalların kabı geniştir ve hertürlü algı çılgınlığına yer vardır orda:) Ben herkesin bir masalı olsun isterim... işte sırf bu yüzden onca yolu gitmeye ve peşimde kendim gibi masallarını arayan insanları Hindistan’a sürüklemeye başladım...
Yoga’ya dair pekçok bilginiz olabilir...Meyveler istediği kadar lezzetli olsun bazı insanlar ağacı görmek ister. Köklere dokunmak ister. Köklerin havasını solumak... Ah bir kere soludunuz mu o havayı yürek bir çırpıda uçup yeniden yeniden gitmek ister.
Geçen yolculuğumuzda bulmam ve bağlantı kurmam başlı başına bir hikaye olan harika bir Kalari Ashramına gitmek nasip oldu. Benim için o yolculuğun yıldızıydı bu ashram. Ve sanırım herkes içinde böyle bir anı oldu. Kalari Kerala’ya özgü çok eski geleneksel Hint Dövüş Sanatı. Dövüş sanatlarının Tantra’sı. Dişi ve eril akışlarla Shiva ve Shakti’yi arıyoruz kendimizde. Kalari savaşçıları ve ingiliz himayesi döneminde yasaklanmasına rağmen gizlenerek de olsa aileden gelen Guru’ların çabaları ve özverileriyle ayakta kalmayı başarmış ve şimdiler de dışarı bizlere açık bu kadim öğreti. Guru Hanumandas’ın bizi (35 kişi idik:)) kabulu uzaktan olduğu için aylarca süren bir  duraklama ve sabırla bekleme sonucu gerçekleşti. Beni güzelce sınadı diyorum ya herkesin onlarca masalı oluyor bu yolculuklarda...
Herkesin orayı bu kadar çok sevdiğini ve zor ayrıldığını görünce önümüzdeki ekim ve şubat yolculuklarında daha uzun süre  ashramda vakit geçirmeye karar verdim. Tamam benim için de Kalari çok özel kabul:)

Zerdeçal kaplı  hem tapınak hem de çalışma alanı olan  toprak zemine sağ ayağınızla giriş yaptığınız anda zaman algısından ve her türlü şartlanmadan sıyrılarak, kendi masalınıza bir başlangıç yapıyorsunuz aslında.  Filmlerde hep izlediğiniz gladyatörlerden, kung-fu ya da diğer dövüş sanatlarından bile etkileyici nefesinizi tutarak izliyorsunuz az sonra size ders verecek olan eğitmenlerin pratiğini.. Adanmışlık nedir? İnsan normal algıların ötesinde nasıl yerçekimine meydan okuyarak böyle bir hızda hareket edebilir şahitlik ediyorsunuz.
Yaşı 60 da 70 de olsa kimse hayır demedi bu pratiği deneyimlemeye inanır mısınız. Öyle bir zaman sıçramasına girdik hep birlikte aynı heyecanla. Bu sefer 5 gün boyunca temel namaskarları ve temel savunmaları öğreniyor olacağız.(evet Kalaride de yoga da olduğu gibi namaskar pratiği var) Ama isteyenler Kalariyil Yoga denen daha hafif çalışmalara da katılabilecek. Zorlama yok yani.
Ayurvedik mis kokulu yüz çeşit bitki özünden teninize ılık ılık dökülen yağlarla masaj deneyimi,ayurvedik beden tipinizi öğrenmek, yoga pratikleri kadim Tantrik yaşayan meditasyonlar, kalari, okyanus, hindistan cevizi ağaçları, özellikle akşamüzeri oteldeki yoga pratiğimizden sonra savasananın ardından gözlerinizi göğe araladığınızda yüzlerce şahinin tepenizde daireler çizmesine tanık olmak, tapınaklarda geleneksel seremoniler bu yolculuğun genel geçer satırları. Esas mesele sizin masalınız, heyecanlarınız, asla yapmam deyip kapattığınız kapıların yaşayan anlarda nasıl açıldığına şaşmanız. Bir masalın her yürek de onca farklı ses ve deneyimle tezahür etmesine, milyonda bir yaşanacak anlarınıza tanık olmaya gerçekten minnettarım!! Hindistan benim için büyülü! Kerala ise cennetin yeryüzü ayağı...
Bir sonraki yolculuk için detaylara bakmak isteyenler
www.yogapacific.com
da tüm bilgileri bulabilir yine de merak ettikleri birşeyler varsa beni arayabilirler. Nasıl bir heyecanla ordaymış gibi anlatır sizi sonra esir etmemden korkarsanız:)
mehvesozel@yahoo.com adresine mail de yollayabilirsiniz.


12 Mayıs 2013 Pazar

İlk anneler günü!


 Bu benim ilk anneler günüm! Canımın canı iyi ki gelmiş iyi ki bizi seçmiş!
Seni herseyden çok ama çok seviyorum minik şirinem! Mademoiselle Suryam! Biraz daha büyüyüp bana sarılıp anneler günüm için yanağıma konduracağın öpücükleri sabırsızlıkla bekliyorum! Seneye inşallah:)
Gördüğüm her kız çocuğunda seni görüyorum acaba böyle mi olacak? Acaba o da böyle mi yapacak diye? Tuhaf bir aşk bu anlatması zor!belki birgün okursun annenin en güzel hediyesinin sen bilesin!:))

8 Nisan 2013 Pazartesi

Anneliğe doğmak!

Çoço kuşu diye diye kızımı gerçekten kuş yaptım galiba:) hihihi
Ağzını gaga gibi açıp tavuk gibi yerleri öpüyor şu günlerde..,
Hele bağıra çağıra söylenmiyor mu bayılıyorum! O bağırıyor ben bağırıyorum bir güzel anlaşıyoruz biz :)konuşmanın dışında kalanların başı şişiyor sanırım ama kimin umrunda? İnsan aşık olunca umursar mı böyle şeyleri elalem ne derleri? Sokak ortasında öpüştüğümüz kaldırımlarda oturduğumuz, kalbimizin tek bir odağa pırpır ettiği anlarda daha önemli ne olabilir ki? Bir annenin kızına olan aşkı aşktan başka nasıl tanımlanabilir ki? Gece uyandığında olsun kokusunu içime çekerim deyip burnumu saçlarına gömdüğüm sabah uyandığında ilk beni görsün diye heyecanlandığım bir çoço kuşu o! Annesinin aşkı surya'sı, surişikosu, tatlı boncuğu, ve daha neler neleri!
Bir kadın anne doğmazmış anneliğe doğarmış bebeğini kucağına aldığında ne kadar doğru!
Geçenlerde kendisi de yeni anneliğe doğmuş biri olarak çok güzel birşey söyledi bana sevdiğim bir arkadaşım.. Tam da konuşuyorduk herşey harika çocuğuma bayılıyorum ama ben ben değilim artık! Çok değiştim, eskiden ne bileyim çantam sırtımda istediğim yere giderdim, kâh balığa kâh değişik kıtalarda yoga kurslarına kâh tatile...önce kendimi düşünürdüm hani herseyden önemliydim... Ne oldu bana ? Bir rahattım, yarını düşünmezdim, dert edinmez kimseye derinden üzülmezdim...ne zaman bölündüm? Ne zaman gelecek planlı oldu? Planlanmadığını hele ki bebekle göre göre buna inat edildi...??
Şöyle dedi bana basit ama doğru! " bir daha hiç eski sen olmayacaksın onu aramayı bırak artık bu yeni bir yol!"
Sanırım her anne benzer ikilemlerden geçiyor ben ki yavruma tapıyorum yine de bazen karamsar bulurdum kendimi.., ben kimim napıyorum şu an? Şu an ben başka şeyler yapıyor olabilirdim diye...
O ne kadar zorlanıyorsa her bir adımda katı gıdaya geçişte, oturmakta, yabancılara uyum sağlamakta ve daha nice bize göre basit şeyi deneyimlerken... Biz de zorlanabiliriz elbet annelerimize atalarımıza göre basit gelen annelik yolundaki şeyleri deneyimlerken... Biz de emekleyeceğiz elbet bebeklerimizle beraber!
Seviyorum seni melek kızım seninle her yol en güzel yol! Yunus emre' nin dediği gibi "Bir ben var ben de benden içeri"  işte o seninle dünyaya geldi!

25 Mart 2013 Pazartesi

Pune'dan mektup var!

Nerde kalmıştım hah mektup diyordum yazamadım Suriş'le gün geçiveriyor bazen yakalayamıyorum:)
İstanbul'a döner dönmez oturdum bilgisayarın başına dedim çok sevgili Iyengar'a bir mektup yazacağım ve ona durumu anlatacağım. Aaaa bir baktım ona ait hiçbir mail info bulamıyorum ama Pune daki enstitunun mektup adresi var! Şimdiki aklım olsa böyle bişi yapmazdım ama o zaman daha bir duygusalım galiba hevesim kırılmış vs. Dedim ki " siz ki bu kadar emek vermiş ve ıyengar sistemini  kurmuşsunuz ama ne yazık ki yetiştirdiğiniz eğitmenler sizin kadar titiz değiller! Dünyanın bir ucundan gelen bir öğrenciyi  uçak rötar yapıp geç kaldığı için taaa 2 ay önceden parasını ödeyip kayıt olduğu bir kursa almayıp geri çeviriyorlar onlar sizin kadar özverili değil! Ben İstanbul' da bir öğrencinin kapıdan gönderildiğini görmedim ne yapıp edip bir yer bulunur." Sizden ricam en azından beni kendi sınıfınıza almanız!" ...... Hayalkırıklığımı anlatan uzuuun bir mektup...
Iyengar'ın öğrenci kabul etme şartlarının ne denli zor olduğunu biliyorum.. Dedim bari şansımı deneyeyim! Aradan tam iki ay geçti ben artık umudu kesmişim..arada bir postayı yoklasam da tık yok. Derken bir baktım üzerinde anlamadığım sanskritçe mühürler olan ve zarf açıldığında aynı zarfın mektuba dönüştüğü o mektup! Heyecandan kalbim gümbür gümbür!
Diyor ki Sevgili Iyengar,
" Başına gelen için bana kızma, o okulla bir bağlantım yok konudan haberim de yok. Bn şu an çok yaşlıyım sadece kendi pratiğimi yapıyorum ders vermiyorum pek ama istersen kızımın  ya da oğlumun sınıflarına gelebilirsin..eğer sana paranı geri vermedilerse söyle o zaman onlarla konuşacağım."
Ve defalarca onun bu durumla alakası olmadığını ona kızmamamı yazmış... Bu cevabı aldıktan sonra öyle üzüldüm ve utandım ki inandığı yogaya bu kadar emek vermiş büyükdedem yaşındaki bu insanı suçlamış gibi oldum aslında ben onu suçlamamıştım hiç ama o öyle algıladı... paramı elbette ki geri almıştım ki bu umrumda bile değildi ki benim... Oysa o para kısmına çok takılmıştı nedense.. Binlerce insanın saygı duyduğu ayaklarına eğildiği bu adam sadece cevap atmaya zaman ve niyet ayırdığı için bile beni öyle büyülemişti ve mutlu etmişti ki tüm hayalkırıklığım silindi gitti.. İçten ve saflıkla yazılmış cevabından sonra bu kadar insanı peşinden sürükleyen, insanların günlerce kapısında yattığı ve bazen içeri kabul edilmediği bu tatlı sert yogi hayalkırıklığımı anladı ve ruhumu yumuşattı. Bir kez daha anladım onun neden farklı olduğunu. Bazen en sert görünen insanlar bile beklemediğiniz çocuksu bir yumuşaklıkla size geri dönebilir!
Bu olaydan geriye hiçbir kızgınlık ya da hayalkırıklığı kalmadı ben de ama öyle güzel bir mektup kaldı ki başucumda saklarım onu ben!

" All may be able to do yoga but only one in a million is fit to be called a Yogi." B.K.S Iyengar

23 Mart 2013 Cumartesi

Bir mektup ki başucumda saklarım onu ben...

Geçenlerde bir arkadaşımla Hindistan hakkında konuşurken aklıma geldi bundan 4 yıl önce
Hindistan'da yaşadığım o zamanlar çok önemli gelen bugünlerde beni gülümseten bir anı! Gülüştük geçtik..paylaşmak istedim... Binbir heyecanla uçaktan inip 4-5 saatlik bir araba yolculuğuyla Rişikeş'e vardık tatlı yol arkadaşımla. İkimiz de katılacağımız yoga kursunun heyecanıyla ashramın kapısından girer girmez eğitimle ilgili sorular sormaya başladık. Bizi karşılayan amca ise hiç heyecanlı değil üstelik bize kızgın gibiydi. Dedi ki siz geç kaldınız tam 2 saat ben de yerinize başkalarını aldım.size yer kalmadı!......!! Sessizlik ve şok! Neeeee nasıl yani? Biz taaa istanbuldan geliyoruz kardeş uçak bu rötar yapar, Hindistan yolları bu gaza basıp gelemiyorsun ki? Sanki yandaki Cafe'de oyalanıp gelmiş iki afacan öğrenci muamelesi gerçekten o gün bizi hem şok etti hem de çok üzdü.. Nasıl olur nasıl yer olamaz derken nihayet eğitmenle konuşma fırsatımız oldu.. Ben onu ikna edeceğimizden gayet emindim.. Benim için önemli idol sayılabilecek biriydi üstelik yoga eğitmeniydi elbet bir esneklik gösterirdi.. Ama öyle olmadı... Ne dediysek fayda etmedi sınıf ağzına kadar doluydu.. Peki dedik biz de Türk aklıyla:) o zaman kapıyı açık bırakın biz matimizi kapının önüne koyalım oradan dinleyelim sizi! Pek şaşırdı anlayamadı bile böyle birşeyi olmaz dedi cevabı netti..ama ben anlamak istemiyordum bu olamazdı ben işimi gücümü çok şeyi bırakıp gelmiştim.. Tekrar deneyecektik elbet..kapıdaki adama odamızı sorduk. O aylar önce ayırttığımız wc si içinde olan oda... Aaa dedi oda yok ben o odayı da verdim... 2 saat geç kaldığımız için silinmiştik biz yoktuk olmamalıydık sanki orada... Israrlarımız üzerine bizi odamıza götürdü... Kapıyı çaldı içerde sanırım Alman bir adamcağız uyuyordu adama birşeyler söyledi ve bize içeriyi işaret etti.. Adam hiçbirşey olmamış gibi eşyasız valizsiz odayı terketti.. Sanki hiç orada olmamıştı.. Ondan kalan tek iz yatağın ortasında top haline gelmiş yorgandı.. Şiltesiz, yastıksız yatağın ortasındaki sararmış yorgana bakakaldık... Tuvaletimiz var neyseki diye sevinecekken tam duşu bile olmayan ışığı yanmayan tuvaletteki paslı lavaboya baktık eyvah dedik çekeceğimiz var bizim burada:) valizleri atıp dolaşmaya akşam tekrar hocayla karşılaşmadan evvel etrafa bakmaya karar verdik.rengarenk dükkanları, pazarı görünce hemen kızsal alışverişlere daldık neşelendik... Karnımız acıkmaya başlayınca da ashramın yolunu tuttuk yine. Kapıdaki adam uyarmıştı yemeğe sakın geç kalmayın diye.. Mimlenmiştik bir kere biz hep geç kalırdık ya:( hayatımda içtiğim en lezzetli mercimek çorbasını içtiğimi hatırlıyorum yemekhane tepsisinde gelen bol körili enfes bir yemek! Hocayı kaçırmamak için acele ediyorduk.. Sabah akşam kapısında yalvardık yakardık olmadı olamadı... Biz de sonunda vazgeçtik herşey de bir hayır vardık dedik... Sonra ver elini haridwar  tren istasyonu.. Tren saati ancak denk geldiği için biz iki kız gecenin 4 ünde toplam 40 kilo bavullarımızla sürüye sürüye gidiyoruz.. Bir sürü yaşlı adam etrafımızda birşeyler söylüyor yaklaşmaya çalışıyor korkudan gıkımız çıkmıyor derken o zayıf mı zayıf başında katkat yaptığı eşarbıyla geliyor.. İki bavulu da tuttuğu gibi kafasının üzerine alıyor... Allahım zürafadan bile ince bir boynu var üzerinde 40 kg... Şok geçiriyoruz bizim için bavulları taşıyor... 1 saat kadar sonra trenimiz geliyor.. Arkadaşımı cam kenarına oturtuyorum yaşı benden daha küçük olduğu için bir nevi ablalık içgüdüsüyle.. Yanıma tanımadığım Hintli bir adamcağız oturuyor.. Üstü başı gerçekten kötü.. Hintlileri seviyorum o yüzden buradayım ama yine de Türk kafası işte acaba burada paramı çalarlar mı bu adama değmeden nasıl uyuyabilirim? Uyusam tehlikeli mi gibi düşüncelerle boğuşurken Sera' ya takılıyor gözüm mışıl mışıl çoktan başka diyarlarda... Gözkapaklarım ağırlaşıyor, çaprazımdaki adam tuhaf bir tost yiyor açım...
Gözlerimi açıyorum 3 saat önce değmek bile istemediğim adamcağızla koyun koyuna yatıvermişim bir de utanmadan başımı omzuna bir rahat koymuşum ki uyanmış ama bana bişi diyememiş...
Trenden iniyoruz ve anlatmakla bitmez Hindistan yaşanır başka zaman anlatacağım konudan çok saptım esas konudan diyorum eğitim meselesi... O çok özendiğim ıyengar kursu... İstanbul'a dönünce bir mektup yazıyorum kime mi? Onu da yarın anlatayım!

5 Şubat 2013 Salı

Dersler yeniden....

Bebek buyutmek sahane AMA malum neredeyse 6 ay oluyor yavas yavas Ise guce donme zamani..yoksa gercekten icime kapanicam...obsesif bir Anne olmak istemiyorum...
Gecenlerde sevgili Bora hoca bize ugramisti dedi ki gel birgun bizde Ders ver...once bilemedim bebisi ne yaparim falan..sonra dedim neden olmasin merkezimi acana kadar bana da iyi gelir cunku sanirim eylulu bulacak benim hazirliklar..simdiden eski ogrencilerden sevinip gelmek isteyenler var...ozlendildigini bilmek cok guzel ki Ben de onlari cok ozledim...anneanne tamam dedigi surece Ben her persembe 20:00 da HARIOM dayim...Prana flow energetic vinyasa derslerimi ozleyen ya da merak eden herkesi beklerim!
Duruslarda hizayi prananin 5 ruzgariyla Prana, apana, vyana, samana ve udana vayu ile deneyimledigimiz Shiva' nin yaraticiliyla Krishnamacharya'nin kramalari ve bilgeligini birlestiren cok keyifli bir sistem! Mandala namaskar, bumi namaskar jala namaskar Agni namaskar hridaya namaskar gibi VE daha bir cok chakralari ve elementleri onurlandiran aktive eden keyifli seriler var...
Ben hem guclu ve esnek vinyasa akislarini hem de icinde ruh olan ruha dair kendine dair kesfe dair dokunuslar olan bir Ders deneyimlemek isteyen herkesi beklerim...sevgiyle heyecanla...

Mehveş Ozel Ebussuutoglu