Ait olmamaya ait olmak!

Size bir hikaye anlatmak isterim.. Ben de hikaye çoğalmış.. Hikaye biriktirdiğime göre yaş almışım azıcık haha bazen hala 5 yaş saflığıyla dolansam da hamur değişmiyor sanırım naparsan yap...
Geleneksel öğretiler de hocaların isimleri verilmezmiş çünkü eğer senin bir hatan varsa hocandan bilinmemesi için.. sistemi koruyan bence gayette mantıklı bir yöntem. Yine  uzaklardayım...Konu derin, öğreti derin.. çok heyecanlıyım ama bir yandan korkuyorum. Hatta öyle ki eğitim de bir ara oluyor gidiyorum bir kahve alıyorum ve geri geldiğimde o da ne alt kapı tamamen kapalı. Az önce dışarı çıktığımı gören arkadaşlarımdan eser yok. Beni dışarıda bıraktılar olamazzzzz!!!! (Belki de kendini bıraktıran benim bilinç altı öyle güçlüdür ki ) Düşünsenize herkes girmiş eğitim aradan sonra devam etmeye başlamış ben dışarda düdük gibi bekliyorum. Apartmanın tüm zillerine basıyorum kalbim gümgüm. Hocanın adıyla bas bas bağırıyorum pencereye doğru... yok duyan bir allahın kulu yok. Sonra türk aklı işte yerde duran çakıl taşlarını saydırıyorum pencereye kurılmamasına da dikkat etmeye çalışarak. Çare yok içeri girmeliyim. Yaş 35 i geçmiş, yolun yarısı demiş Orhan Veli benim şu halime bakın.. sokakta pencereye taş sektiriyorum:) O da ne biri duyuyor nasıl özel meditatif bir sahnedeler içerde bilemezsiniz. Başkası olsa çeker gider ertesi günü bekler..Neyse sessizce içeri geri giriyorum daha fazla ses yapacak ne halim var ne cesaretim eğitimin sonuna kadar susabilirim içeri girerken ki utancımla... ama hoca kayıtsız dert etmiyor rahatlatıyor beni bu tavrı...Derken ertesi gün oluyor gidiyorum yine ve sonra bana öyle birşey oluyor ki 2. Aradan sonra geri dönmüyorum... Dönemiyorum... bu çalışmayı kaldıramayacağımı söylüyor içimden bir ses. Hocamı cok seviyorum çok da güveniyorum ama hayır gidemiyorum. İç sesim önemli. Geçen onca sene iyi öğrendiğim birşey bu. İç sesime güvenmek. Hoca kimliğinde karşınızda kim olursa olsun yoga meditasyon ya da başka bir alanda asla unutmayın her dediğini yapmak zorunda değilsiniz. Onun her doğrusu sizin doğrunuz olmayabilir en azından o an için. Kalkmışsın kızım onca yolu gitmişsin ve eğitimi yarıda mı bırakıyorsun? İç sesimi bastırmak isteyen zihin devreye giriyor o günün akşamı bayağı bir savaş geçiriyorum içeride bakmayın. Korkak, güçsüzsün sen diyor iç sesim. Ama kalbim narince fısıldıyor hala hatta o kadar narin ki duyamıyorum bile ama rüzgarı yeter. O ses ordaysa dinlemeyi biliyorum geçmiş tecrübelerimden. Velhasıl özgür iradem ağır basıyor ve kalan günler sokaklarda keşiflerle geçiriyorum, geri de dönmüyorum... görmediğim yerleri keşfediyorum, geziyorum geziyorum. Derken son günü gelip çatıyor eğitimin, kalbimden üfleyen o narin ses yine bana sesleniyor. Git ve hocana veda et.. diye... Evet ya hiçbirşey söylemeden çekip gittim böyle de ayrılınmaz ki. Ayaklarım biraz geri geri zorlasa da bir taksi alıp grup dağılmadan oraya geri dönüyorum. Ne dicem ben şimdi? Çocuk gibi hiçbirşey söylemeden kaçtım resmen:) gerçeği söylemeye karar veriyorum hiçbirşey gerçek kadar masum olamaz zira... içeri giriyorum ve 40 kişi başını bana çeviriyor bir anda farklı ülkelerden farklı insanlar ama sanırım hiçbiri böyle bişi görmemiş daha önce:( Kalbimdeki ateş hocamın gözlerinde sönüyor. Odada o an sanki kimse yok.. oysa hala herkes bana bakıyor.. Kollarını açıyor ve yüksek sesle “ Kaçak buraya gel” diye sesleniyor. Sıkıca sarılıyor bana sonra bakıyor ve direk doğru soruyu soruyor “bu kadar mı korktun”. “Korktum “diyorum, “korktum ve kaçtım, doğru zaman şimdi değil...”
Odada çıt yok doğal olarak herkes merakta... derken tekrar sarılıyor bana ve nefesimi tutmuşum haliyle. “Breath, darling” gülümsüyor. Ve biraz konuşuyoruz aramızda. Odadaki bakışlar yumuşak gelip sarılanlar oluyor, seni merak ettik, neyse ki iyisin, çılgınsın sen... gülüşmeler
Yıllarca gözlemlediğim insanlar bir yere, bir gruba ait olmayı seviyor genelde benim hiç böyle bir arayışım olmadı ben hiçbiryere ait hissetmedim çünkü bunu aramadım...ama o an ilk kez o an üstelik de o çekip gittiğim yerdeki enerjiye ait hissettim kendimi.. yargısız kabullenişe..  ait hissettim, özgürlüğümü tadıp geri gelebilmekti benim aidiyetim. “Ait olmamaya ait olduğumun teyidi” Koşulsuz, sınırsız olmama, iç dünyama, mesafeme duyulan saygı. Bu bir kabına sığmama, genişleme anıydı benim için ve o kadar. Ve aslında kendime aidiyetimi kutlamaktı. Sürekli değişen ve devinen yaşamda daha fazlasına gerek var mı? Siz özgürsünüz. Özgürlüğü sadece tek bir titreşim tattırır sevgi. Nerde olursan ol Anlaması da çok kolaydır. Ötekileştirme yoktur, sınırlama yoktur. Sevginin dili bütüncüldür, dualite olmaz. Sevgi ayrımsız kabul, idrak alanı...yaratılışın özü...
Her halinle kabul görmek özgürlükse, özgürlük sevgi değil de nedir?

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Sedef mi gluten mi?

Senin Masalın!

Guru’nun sihirli elleri!!!