30 Ağustos 2012 Perşembe

Doğum bırakmayı öğrenmekmiş, ben daha yeni öğrendim...


Aylarca süren heyecanlı bekleyiş sona erdi…Nihayet pamuk prensesimi, minik tavşanımı kollarıma aldımJÇok şükürJ

Başından beri kararlıydım herhangi bir aksi gereklilik olmadığı sürece doğal doğum yapacaktım.Öyle de oldu.. Doğum bir kadının başına gelebilecek en güzel bazen de en dönüştürücü deneyimlerden biri!

Doğum deneyimimde yanımda olan birtanecik eşime, doğum koçum sevgili Asude Ebe’ye ve doktorum Selçuk Somer’e ne kadar teşekkür etsem azdır herhalde..

37. haftada istediğim gibi rahat bir doğum  yapabilmek için doktorumu değiştirdim etrafımdakilerin şaşkın bakışları altında.İyi ki de yapmışım! Keşke diyeceğime iyi ki dedimJ

38.haftaya geldiğimde amniyotik sıvıdan sızdırdığımı düşündük.Daha doğrusu bana öyle geldi ve herkesi telaşa verdim.Birçok doktor böyle bir şüphede direk sezeryana yönlendirirken doktorumun sakin yaklaşımıyla hiç acele etmedik ve nitekim ben boşuboşuna ortalığı tutuşturmuşum.Hehe hamileler böyle şeyler yapabiliyor hele ki son haftalarda iyice sabrınız azalıyor..

19 ağustos Pazar sabahı nişan dedikleri izle uyandım.Ve oh dedim bebiş bugün yarın geliyor..O gün bayram olduğu için her ne kadar sancılarım başlamış olsa bile annemle yemeğe çıktık. Doğumda hiç kimseye haber vermemeye karar vermiştik etrafta benim için endişelenen bir enerji istemiyordum.Annemi şüphelendirmemek için sancılarımı idare ettim ve güzel bir bayram yemeği yedik.  Gece olduğunda sancılarım düzensiz de olsa sıklaşmaya başladı yine de tolere edebiliyordum. Saat 1 gibi sevgili Asude Oflaz’ı aradım. Dedim doğum başlıyor galiba.Hemen atladı geldi. Geceyi beraber salonda kanepede kah sohbet ederek kah uyuklayarak geçirdik.Onun yanımda olması sonsuz bir güven veriyordu.Yaptığı muayenede açıklığım sadece 1 cm di ve daha çoook başındayız ama belli olmaz dedi. Açıkçası biraz moralim bozuldu ama yapacak bir şey yok oluruna bıraktık.. Yemek yedik, yürüyüş yaptık, sıcacık elleriyle defalarca kalçamı kuyruksokumumu ovdu, masajlar yaptı.Ve sihirli çantasından çıkardığı homeopatilerle beni tüm gün boyunca sakinleştirdi destekledi.Akşama doğru açıklığımın artmadığını görünce doktorumla görüştük ve hastaneye gitmeye karar verdik. Küçük bir dokunuşla doğum hızlanabilir hafif bir suni sancı desteği yetecek görürsün dedi. Aslında suni sancıya karşı olsam da teslim oldum.Doğumun başlangıç aşamalarını yanınızda güvenilir biri varsa evde geçirmek psikolojik olarak gerçekten çok rahatlatıcı.hastane ortamı insanı gerçekten gerebiliyor..

Derken yola çıktık ve hastane köprünün diğer tarafında olduğundan hesaba katmadığımız trafiğe takıldık.Ben sancılar geldikçe arabada zıpzıp zıplarken Asude tatlı tatlı ben rahatlatıyor,Sinan ise bir eli direksiyonda bir eli elimde, aşkım elimi sık diye teselli veriyordu.İşin ilginç tarafı canımı bu kadar acıtan doğum sancısı değil aylar önce 20 kat merdivenden üzerine yuvarlandığım kalçam oldu.Doğum beni hassas yerimden vurmayı seçmişti. Kalçamı koparıyorlar gibi ateşe vermişler gibi bir acıyla kıvranıyordum her sancı dalgasında..Hastaneye  varmadan sezeryan ihtimali aklıma düştü ve kalçamın ağrısından belki kurtulurum diye cepte tutuyordum onu ama kimseye söyleyemeden.Derken hastaneye geldik. Allahım kağıtlar imzalatıyorlar, formlar doldurtuyorlar ben ne zaman odaya gideceğiz diye beklerken fışkırmaya başladı gözyaşlarım küçük bir çocuk gibi ağladım ağladım ve Asude’ye bombayı patlattım.”Ben sezeryan olmaya karar verdim Asude”

Bana muzip ama ciddi bir bakış attı ve sonra güldü dedi ki “Haha ben senle bu kadar uğraşmışım izin verir miyim sanıyorsun?Herşey çok güzel olacak!”

O sırada yoğun bir sancı geliyor…”Hadi canım sen nefes al ve oooohhhggg sesli üfle”….Hastane de ooohhh çeke çeke odama çıktık.Doktorum geldi ve yüzünde bir gülümseme aaaa açıklık 4 cm olmuş. Anladık ki trafik ve stres bana yaramışJ

Evde lavmanımı kendim yaptığım için hastanede gerek kalmadı..Doğum öncesi böyle prosedürler var maalesef ben kendim yapmayı tercih ettim…

Bayram olması nedeniyle katta sadece biz vardık ben 15 dakika NST hariç hiç yatmadım kah çömeldim kah pilates topuna oturdum kah voltalar attım.Bomboş koridorlarda istediğim gibi gezindim bağırdım, ağladım, kocamın getirdiği çilolatalı kurabiyelerden yedimJ

Derken açıklığım 7-8 cm e geldiğinde kalçamın acısı tavan yaptı.Sinanın elini zorla tutup kalçama bastırtıyordum artık…Ve içimdeki kaçak yine ortaya çıktı bu sefer epidural istiyorum diye tutturdum.Dayanamıyorum epidural verin!!!!!!

Sinan’ın bana kıyamayacağını bildiğimden nazımı ondan yana kullanıyor ve gözyaşlarımla ona yalvarıyordum ki benim bana hiç kıyamayan kocam az kaldı biraz daha dayan yaparsın sen gibi şeyler söylemeye başlayınca odadaki herkese sinirlenmeye başladım…Meğer Asude arkadan kaşgözle benimkini ikna etmiş. Doktorum geldi ona da yalvardım dedi ki bak ben şimdi maç seyrediyorum yarım saate gelicem hala istiyorsan yapalım!O an gülsem mi ağlasam mı bilemedim gerçekten…Kocam bana inanmıyor, doktorum maç seyrediyor, Asude desem nuh diyor peygamber demiyor…Bense…ah ben…

Asude birden yere yastıklar dizmeye başladı..O an doğumunun kaderini değiştiren,bir ebenin sihirli ellerinin nelere kadir olduğunu gösteren o an gerçekten inanılmazdı…Bana ellerimin ve dizlerimin üzerine çökmemi söyledi ve yataktan aldığı örtüyü kasıklarımın altından geçirerek sıkıca yukardan kavradı ve kalçamı yerden keserek beni hızla sağa sola sallamaya başladı. Bir an acayip canımın yandığını hissettim ve durdu.Beni bıraktığında bebeğimin kalçama yaptığı baskı kalkmıştı çocuk doğum kanalına kayıverdi ve aniden ıkınma hissi başladı…Odada Sinan’ın boynunda, kapıya asılan çarşafa tutunarak, çömelerek defalarca çocuğumu itmek için ıkındım…Asude beni yatağa yatırdı ve dediki

“İstersen burada doğurabilirsin, hadi elini ver ve bebeğinin başına dokun”

Ups…!!!Yapamadım yapmayı çok arzu ettiğim bir şey olmasına karşın o kadar yorgun düşmüştüm ki götürün doğum odasında doğuracağım dedim..

Doğum odasına gittik içerde 7-8 kişi ben yarı çıplak, umrumda bile değil kim neremi görmüş, yeter ki artık bebeğimi çıkarayım…Doğum birakmakmış, bırakmayı öğrenmekmiş, tüm tabuları, ayıpları kaldırmakmış, o gün öğrendim, ben doğumuma teslim oldum…

Masaya yattığımda başka bir doktor gıcık oldum ona  “bu daha sürer çoook ıkınması lazım”gibi bir laf etti…Direk şahsıma hakaret olarak aldığım bu laf sayesinde öyle bir ittim ki kızımı 15-20 dakika içinde pıt diye doğdu.Zafer!!!

Ve aniden oda çığlıklarla doğdu benim kart sesli kızım kocaman çığlıklarla ağlamaya başladı…Allah dedim yandık biz bu zilliyleJ Derken kızımı göğsüme koydular ki o anı hiç ama hiç unutamam…Gözlerini açtı ve tam gözlerimin içine baktı…artık hiç ağlamıyordu…

Doğumun ardından hemşireler odama gelip epiduralsız doğum yapan bayan siz misiniz diye şaşkınlıkla soruyorlardı…Bu durum beni bayağı şaşırttı…Sanki yüzyıllardır normal doğal doğum yapılmıyormuş gibi…ki birçoğu gerçekten görmemiş…Kalçamın ağrısı olmasa doğum hele ki son bebeği itme kısmı gerçekten zor değil ve hiç acı vermiyor..Suni sancı olmadığı zaman beden doğal olarak sizi rahatlatan hormonlar salgılıyor zaten..Yeter ki dışarıdan suni destek az olsun..Tabi ki gerekli durumlarda her şey yapılmalı o ayrı….

Birkez daha iyi ki yoga hayatımda var dedim o gün ben….ve defalarca da diyeceğim sanırım..Gerek nefeslerde, gerek bedenim titrerken kullandığım gevşeme teknikleriyle her ne kadar dışarıdan destekçilerim olsa da kendi kendime de çok iyi destek olduğumun farkındayım!

Herkese böyle kolay ve rahat bir doğum dilerim! Ve herkese doğumlarına tecrübeli bir ebeyle hazırlanmalarını tavsiye ederimJOnlar elleri öpülesi melekler çünkü!
Yakında doğum resimlerini de ekleyeceğim...:)