2 Aralık 2008 Salı

Bıraktım...


Bugün güçlü olmayı

beni buna itenlere bıraktım...

Bugün zayıf ve çaresiz hissetmenin tadını çıkardım...

Uzun zamandan beri ilk kez.
Bugün en güçlü olmayan ama en huzurlu halimle...

Kendimle barıştım...

30 Kasım 2008 Pazar

Kader saatim...


Bu sabah uyandığımda canım sıkkın, yüzüm neşesiz, kalbim soğuktu biraz...

Once hafif bir kahvaltı yaptım hafif ama keyifli ,anneyle yapılan bir pazar kahvaltısı ..

Baktm hala yeterınce ben ben değilim... Serdim matımı yere... Kafamda binbir düşünce...

Ayaklar paralel, beden gevşek ve rahat, omuzlar rahat... Olmuyor kafamda aynı anda iki ses konuşuyor içimdeki hoca ve öğrenci aynı anda bır seyler soyluyor... Gözlerimi açtım karşıdaki aynadan kendime baktım... ne ayaklar paralel ne de omuzlar rahat. Omuzlar basbayagı kulaklarıma yapısmıs:) Vazgecmek yok... bakalm bu calısma nelerı cıkartacak ortaya, gergınlıgımın temelı ne? Neden tepkılıyım bu kadar?

Devam...eweeet bı kez gevsedıkten sonra gerısı daha rahat ve akıcı...

Çalışmamın sonuna doğru eka pada raja kapotasana( tek ayak kral güvercin duruşu) ile bir meditasyon harıka olur dıye dusundum... Sağ ve sol olmak üzere her iki tarafa da duruşu tamamlarken saatimi kurdum bu kez... her iki tarafa da 7 'şer dakıka ayırarak...
Sevgili Iyengar Hoca'nın da dediği gibi her duruş kendi içinde aslında bir meditasyon değil mi zaten? 1. aşamada duruşu alırız, 2. aşamada artık beden sabitlenir ve konsantrasyon başlar, 3. aşamada ise hem tek noktaya konsantre olur hem de bütüne aynı anda bakarız yani tüm bedene... VE tüm bedeni gevşeterek yere, yer çekimine doğru bırakırız kendimizi. Bu en basit haliyle bir TESLİMİYETTİR aslında... Saat kurmak bu noktada yapay gibi gözükse de benim hoşuma gidiyor sürekli acaba ne kadar oldu dıye düşüneceğime kendimi dışardan bi kuvvete teslim etmiş oluyorm.
Tıpkı kadere teslımıyet gibi...
Zamanı gelince olması gereken olacak zaten...
Bacaklar ve kalça uyuşmaya başladığında zihin de huzursuzlanmaya, kıpırda, pozisyon değiştir komutuyla rahatsız etmeye başladığında.. İşte bu noktada vereceğiniz yanıt meditasyonunuzun temelini oluşturuyor aslında... Sakince durup hissin ve sesin geçmesini bekler ve onu dışardan bir gözlemci gibi izlerseniz az sonra her şey bir anda toz bulutu gibi yok olacaktır. Bu bir cevaptır, farkındalıklı bir cevap... Eğer cevap değilde bir etki-tepki oluşturursanız bu durumda hareket edersiniz ve zihin galip gelmiş olur... Yine de demotıve olacak bır sey yok... Bu bir yarısma değil ve herzaman baştan başlama şansımız var. Bu sefer hazır değilsek. Bır daha kı sefere neden olmasn?
Ayagımdaki uyuşma hissi yerini tatlı bir gevşemeye bıraktığında ve saatim çaldığında hafif bir gülümsemeyle doğruldm... Zihnimdeki sorulara cevap aramaya son verdim o noktada...
Ve sağ ayagımı gerıp kendime doğru çektiğimde, bu sabah ve dün gece kafamı kurcalayan ve beni üzen her şeyi matın üstünde bırakıp kalktım... Teslim oldum kendimce...
Tıpkı özgürce kanat çırpan bir kral güvercin gibi... Yüzümü bir kez daha güneşe çevirdim, umutla ve sakinlikle...
Teşekkürler yoga:)