17 Mart 2009 Salı

"Yüreğimdeki mühür
kalbim kırılmadan
çözülebilir mi?"

HALİL CİBRAN

15 Mart 2009 Pazar

"Satya" ,"Sita", "Bir ders günü" ve "Doğru sözlü olmak"



Bazen ders aralarımda, ben yogacı kurye şeklinde ordan oraya dolanırken birkaç saatlik boşluklarım oluyor... Bu boşluklarda en büyük keyfim en yakın D&R'a uğrayıp kitap bakmak oluyor genelde:)Yıne böyle bir günde kalabalık raflarda, OSHO'nun "Stresli insanlar için günlük yaşama uygun meditasyonlar" adlı kitabı takıldı gözüme ve hemen aldım(ewet adı bayagı bı uzun hehe).

Ve tabii bir nefeste bitirdiğim bu kitaptaki meditasyonlardan birini denemeye karar verdim...

Konu "doğru" sözlü olmakla ilgiliydi. Bir hafta boyunca hiç yalan söylemek yok yanii.. Aman canım ne var sanki ben yalancı biri diilim ki diyor insan ilk başta fakat iş uygulamaya gelince gördüm ki hiçte o kadar kolay diilmiş bu doğru sözlü olmak işi:(

Meğer ne kadar gereksiz "küçük" dediğimiz yalanlarla geçiyormuş günler... Bahaneler, geçiştirmeler, kendini haklı çıkarmalar derken..kısaca o küçük küçük yalanlar üstüste toplanınca ben büyük bir yalancı oluverdım birden:(

Gerçekten kendimden çok utandım...Şimdi meditasyonum devam ediyor ve ben zihnim her yalan söylemeye yöneldiğinde önce bir susuyorum ve birkez daha tartıyorum sözümü... Ve pıttt diye doğruyu yumurtluyorum, ağzına geleni hiç saklamadan olduğu gibi söyleyen çocuklar gibi... Sizinle buluşmak isteyen arkadaşınıza hiç bahane uydurmadan ve kırmadan"Bugün canım hiçbirşey yapmak istemiyor" ya da ne biliym, derse geç kalınca bahane olarak çok trafik vardı demek yerine "Bı türk kahvesi içmeden çıkamadım evden" demenın hafifliğini ve rahatlığını size anlatamam!Ve biliyor musunuz gitgide doğru sözlü olmak daha kolay hale geliyor..Bir süre sonra pratık alışkanlığa gidiyor yanii. (Eh tersi nasıl olduysa bu da olur tabı)

Tabi yine de doğru sözlü olmak demek kırıcı olmak demek olmamalı hiç birzaman...

Değerli üstat Patanjali'nin yoga sutralarındaki yamalardan biri olan "Satya" yani doğruluk ilkesi özü ve sözü bir olmayı içerdiği gibi diğer bir ilke olan "ahimsa" yani şiddetsizlikle de ters düşmemeli değil mi? Yani söylediğimiz sözler doğru bile olsa bir başkasının canını yakıyorsa ve kırıyorsa hiç söylenmemeli bence... Ne yalan ne doğru susmak en doğru çözüm olabiliyor böyle zamanlarda...Ben şu anda ikisi arasındaki dengeyi yeniden keşfediyorum...O yüzden şimdilerde çocuk gibiyim pat diye söyleme aşamasında yani...Yakında ılerleme kaydedeceğime inanıyorum:)Yani hem doğru hem de hoş sözlü olmak için:))

Hint Destanlarından Ramayana'da doğru sözlü olma erdemliliğine bir gönderme yapılır...Beni çok etkilemişti, paylaşmazsam olmaz...

"Ramayana destanının baş kahramanlarından, Tanrı Vişnu'nun bedenlenmelerinden biri olan Rama, kralın oğludur. Ergenlik çağına gelince doğruluğu ve iyiliğiyle bilinen Sita ile evlenir. Ne var ki Srilanka kralının kız kardeşi de Rama'ya göz dikmiştir ve onu elde edemeyince Sita'yı kaçırmaya karar verir. Sita, Srilanka'ya kaçırılınca Rama, onu kurtarması için Maymun Tanrı Hanuman'dan yardım ister. Hanuman, Sita'nın tutsak tutulduğu yere gider fakat düşman askerlerin saldırısına uğrar ve kuyruğu alev alev yanmaya başlar. İşte tam bu sırada çok üzülen Sita, askerlere ateşin hemen sönmesini istediğini söyler. Ve gerçekten de Hanuman'ın kuyruğundaki ateş bir anda söner. Denir ki doğru sözlülüğü ile bilinen Sita o kadar dürüst ve şeffaftır ki ağzından çıkan her söz de yanlızca gerçeği yansıtır ve gerçek olur."

Kalpteki iyi niyet sözcüklerin gücüyle birleştiğinde ne kadar da etkili olabiliyor değil mi?

Her sözünüzün Sita'nınki gibi olması dileğiyle...