15 Ekim 2009 Perşembe

Büyüdükçe çocuk olmak!


Yoganın bana neler kattığını düşünüyorum da... Saymakla bitmez sanırım...Bir kere çok büyük bir özgüven, kaynağını başkalarından almayan, nasıl göründüğünle değil nasıl yaşamayı seçtiğinle ilgili! Bizzat kendin karar verebilmekle ilgili! Dün taze başladığım yepyeni bir ders beni öyle etkiledi ki! Derse gittiğimde bi baktım öğrencilerim yabancı!nasıl yani oldum önce ingilizce mi ders yapacağım..daha önce hiç olmadı bu...Benım ilk dilim fransızca..dolayısıyla ıngılızce benım ıçim hep arkadan geldi...Üvey evlat oldu:) Sonra bir baktım çok sevdiğim yogada ilerleyebilmek için çok ama çok gerekli ve birşeyler yapmalıyım...Başladım ingilizce yoga kitapları getirtmeye..Dvdler izlemeye...Sıra geldı hindistana ve sonrasında shiva ile çalışabilmek için amerika yolculuğuna..Kalk kızım dedım kursa gidiyorsun ve açılıyorsun!Hem de hemen!Amerika'ya gittiğimde artık herşeyi anlayacak durumdaydım ama konuşmak için özgüvenimin açılması o kadar kolay olmadı ilk başta..Ama motıvasyonum büyüktü...amacım belli!Ve işte dün o derse girdiğimde farkettim ki çok büyük bir kalıbı kırma zamanı!İngilizce konuşma zamanı! Kelimeler benım bile şaşırdığım bir şekilde su gibi aktı..hiç sıkılmadan stres yapmadan. Her yoga dersi aslında yepyeni bir mücadele, deneyim ve keşif değil mi zaten? İlla asanalar bazında düşünmemeli...Bir kez daha kalıbımdan çıkardı beni yolumda bir adım ileri attı çok sevdiğim yogam! Bundan sonrası zaten gelir...:)

Hayat çok güzel! Her şeye rağmen!Küçük şeylerden mutlu olabilmek! Sevindiğin gibi üzülebilmek! Birşeyler kötü gitmeye başladığında genelde hayıflanırız ve yıkılırız oysa o da bir tattir..Tıpkı sevmediğimiz bir yemeğin tadını bilmek gibi...Ya hiç tat alamasaydık?

Ben çok uzun bir süre bunu yaşadım...İnsanlara, sevdiklerime duyarsızlaştım..Sevmeyi sevilmeyi unuttum..Sevdim sandım, yanıldım...Buz kesildim her yeni insanda... Kendimi suçladım durdum geçmiş hatalarımdan..Annemi suçladım durdum ona çok ama çok benzediğimden, aynı hataları yapıp durduğumdan...Ona bile kinlendim içten içe..Kendimle barışana kadar onla da barışamadım...yapamadım...Şimdi yine tat almak çok ama çok güzel! Yıllar önce çok sevdiğim ve bana çok şey öğreten biri bana şöyle demişti kendi aşık olduğu kadından bahsederken "Bizim kelimelere ihtiyacımız yok, yanyana saatlerce arabada yol alıyoruz bazen...bazen bir kahvede oturuyoruz...enerjılerimiz bir zaten, bu bize yetiyor..yormuyor..Şimdi çok iyi anlıyorum onu ben...5 yıl sonra yaşamak nasipmiş bunu..napalım..İyi ki anlatmış!...

Galiba insanlar büyüdükçe çocuklaşıyor!İşte gerçek olgunluk da bu zaten! Çok ciddiyim!Büyüdükçe çocuklaşın ne olur! Olgun olucam diye, birilerine ders vericem diye, daha kişilikli ve saygın görünücem diye kendinizden uzaklaşmayın..egonuzu bırakın yerlerde sürünsün...Bu tadı bi alsın bakın bir daha şişmek istiyor mu? Hırsın kime ne faydası olmuş ki? Çocukları bilirsiniz..bişeye kızarlar önce..2 dakika sonra ise bi bakmışsınız gülücüklerle koştururlar sanki az önce yaygarayı başkası koparmış gibi...Anı yaşamayı en güzel onlar başarıyor gıpta ediyorum! Yine sevgiyle bakıyorlar gözlerinize sizi olduğunuz gibi kabulleniyorlar. Sen çok şişmansın diyebiliyorlar aniden içlerinden geldiği gibi...yalan pohpohları, kandırmacaları seçmeden...Tabi ki demiyorum ki heryeşe haklı gibi bakıp kendinizi ezdirin..kalbinizi dinleyin ve onu içgüdülerinizle birleştirin...Tıpkı ateşe dokunmamanız gibi...Elinizi ateşe uzatırsınız ve bu ilkse önce bir eliniz yanar..ikincisinde ise sadece ısınacak kadar uzatmayı öğrenmişinizdir artık..Bir kez elinizin yanması ömürboyu ateşten uzak kalmanızı ya da nefret etmenizi gerektirmez değil mi? Yumuşak olun su gibi akıcı olun, girdiğiniz kalıplar değiştiğinde siz de beraber akabilecek gibi...işte o zaman kalp de yumuşar, sevgi öyle bir akar öyle bir taşar ki hiç bir kalıba sığmaz, sınır tanımaz olursunuz! Sınırlarımızı esnetelim, ıslatalım biraz...Hadi!Aaaa bi de bi de aşkı bulduğunuzda onu hiç ama hiç bırakmayın olur mu? O sizi bırakmak istese bile...sonu hep iyi biten fimler gibidir aşk..sonu yoktur çünkü birgün kelimeler sussa da... kalpleriniz açıksa!