10 Mart 2009 Salı

Parmağımı yaktım ama değdi, hem annem de çok sevdi:)


Bugün canım yemek yapmak istedi...ki bu gerçekten çok ender olur...:)napıymmm ben öyle pek yemek seçmem, evde ne pişmişse yerim, pişmemişse de yemem...Sorun olmaz yani...
Çok basit ama bir o kadar da lezzetli bir pilav geldi aklıma. Hem de sağlıklı...çünkü içinde booolcaaa mantar var.
Ben et yerıne mantar kullanmayı seviyorum tabıı kı aynı sey dııl ama et yemeği çok fazla tercih etmiyorum.. Eh pilavda tek basına olmaz kı canım yanında bisi ister.Oyleysee gelsın mantarlarrr...

Küpküp soğanları sıvıyağ, seker ve tuzla tencerede rengı yerine gelene kadar çeviriyoruzz.

Sonra yuvarlak yuvarlak dılımlenmis mantarları (ben abarttım bıraz 400 gr.), bıkac kırmızı ve çarliston biberi de doğrayıp karısıma attık mı tamammm!

(Buraya dıkkat!!)Mantarlar suyunu çekene kadar pişmeli yoksa sonra çiğ kalabiliyor... Tam şu noktada suyunu çeken mantarlara karabiber, kırmızı biber, tuz, köri ve biraz da tarçın ekliyoruz..

EH baska bir kapta ıslanmış bekleyen 2 kupa pirinci de yıkayıp tencereye koyuyoruz veee 2 kupa kadar sıcak su eklıyoruz. Fokurdayınca altını kısıp suyu çekene kadar kısık ateşte pişiriyoruz. Bıraz demlendıkten sonra işteee hazırrr!!

Yaparken parmağımı yaktım buharda, şu sıcak tencereyi açıp açıp içindekiler ne alemdeler diye bakma huyum yüzünden hep...Ama olsun değdi, nefis oldu, annem de sevdi:)

8 Mart 2009 Pazar

Hatta bazen uzak kalıp özlemek...

Yoga yolunda ilerlemek için elbette asanalar çok ama çok önemli... Asanalar yani duruşlar zihnimizi, nefesimize ve bedenimize odaklamamızı sağlar. Ve kendimizin farkına varmamızı... Her yeni duruş yepyeni bir "challenge"dır aslında... İşin hoş yanı bu durum herkeste farklı şekilde tezahür eder. Kimisi denge duruşlarında zorlanırken, kimisi ters duruşlardan kaçar..Ya da ne biliym herhangi bir öne esneme duruşu bile bazen bacaklarda ve sırtta öyle büyük bir gerginliğe yol açar ki duruşta sabitliği korumak için gerçekten çok kararlı olmak gerekebilir... Hayatta da böyle değil mi zaten? Başımıza gelen olaylara nasıl cevap verdiğimiz, olaylara ve zamana göre değişmez mi? İşte bu noktada YOGA bize dengeli bir tutuma ulaşmak için nasıl bir yol izleyeceğimiz konusunda ışık tutar. Her bir ders fiziksel hareketlerin yapıldığı kendimizi gevşemiş ve iyi hissettiğimiz saatlerin çok ötesindedir aslında...Biz farkında olsak da olmasak da ertesi günümüze, hayatımıza işlemiştir bile...
Yogayla ilk tanıştığım yıllarda ben bir asana bağımlısı haline gelmiştim... Ne tezat ama? Özgürleşmek, değişimi ve uyumu yakalamak için ilerlediğimi sanırken bir baktım alıştığım program ve asana saatlerimi bir şekilde atlarsam kı bu çok ender oluyordu zaten korkunç bir suçluluk duygusu kemiriyordu içimi... Mutsuz oluyordum, her nerdeysem eve dönmek, asanalarımla başbaşa kalmak istiyordum... Ve derken belimde bir problem oldu... Doktordan gelen kesın emırse tam bır bomba etkısı yapmıştı...1 ay boyunca yoga yasak...Neeee 1 ay asana yok mu? Onun verdığı fizik terapi hareketlerinin dışına kesinlikle çıkmamalıydım...Ufff elimde MR'ım üzgün üzgün ayrıldım hastaneden...
Sonrası ıse malum 1 ay çabucak geldi geçti aslında ve evet itiraf ediyorum arada küçük asana kaçamakları yapmadım diil:))
Geriye dönüp bu komık bağımlılığımı düşündüğümde görüyorum ki hayatta da böyle biriydim ben o sıralar (belki de pekçoğumuz gibi)... Birşeylere tutunup sımsıkı sarılmak, bızı mutlu eden şeylere yapışmak hoşumuza gidiyor. Ilışkilerde bile böyle değil mi? Sonra da onlardan kopmayı gerektiğinde uzak kalmayı öğreniyoruz bi şekilde...İstemesek de hayat öğretiyor...
Kendimi izlediğim, incelediğim, keşfettiğim ve hayatla uyumlandığım saatler, yogalı saatler yol gösteriyor çogu kez...
Şimdilerde daha esneğim kendime küçük atlamalarda daha olumlu ve anlayışlı:)
Hatta bazen uzak kalıp yenıden özlemek hoşuma bile gidiyor...