22 Ekim 2008 Çarşamba

Bir varmış bir yokmuş... Aslında herkesin bi yogası varmış...

Geçen çarşamba her hafta olduğu gibi tatlılar tatlısı çocuklarımın yanına gitmek üzere (yoga-mini dersi vermek için) yola koyuldum... Erenköy'den Üsküdar'a yani. Yolda etrafıma bakınırken düşünmeye başladım... Bu hafta çocuklarıma farklı olarak ne yaptırsam diye? Genellikle önceden bır program hazırlamayı sevmem en azından çocuklarla çalışırken spontan olmayı seviyorum. Hem zaten onlarda öyleler, bi hafta çok sakinken diğer hafta sakinlik perilerini evde unutmuş olabiliyorlar:) Yani siz bir program hazırlasanız da uygulamak mümkün olmayabilir... Zaten Yoga anla bir ve bütün olabilmek, o anın gereğini yaşayıp bununla mutlu olmak değil mi? Herneyse ne diyodum ben? Hıh farklı diyodum... Aklıma birden çok basit ama cici bir fikir geldi! Dersin sonunda benim 4 yaşındaki minik yogi ve yoginilerim dizlerinin üzerinde oturdu ve hepsi kendi yaratacağı ve kendi isim vereceği bir yoga duruşu hayal etti... "Beeen kuzuuuuu", "Beeeeen kuyrukkkk" söylemleri içinde bi heyecan işe koyuldular... Veeee önlerine koyduğum renkli kalemlerle buldukları duruşu çizip sonra da tek tek sınıfa nasıl yapıldığını gösterdiler... Sonuç inanılmazdı... Artık çocuklarla yapacagım dersler için yepyeni duruşlarımız var... Onların minicik ellerinden ve kalplerinden çıkan ve dersi inanılmaz bir neşeye bürüyen duruşlar. Çiçek perisi ve horoz bunlardan yanlızca ikisi...:) Gerçekten de değerli üstat Patanjali'nin dediği gibi dünyada insan sayısı kadar yoga var... Ne de olsa her insanın bir aklı ve her aklın ulaşmak istediği bir hedef var değil mi? Aslında hedef hep aynı, mutlu olmak, yol ne olursa olsun mutlu olmak! Öyleyse kendi mutluluk yolumuzu bulmaya çalışırken belki de bazen çevremizdekilere ve onların izlediği yola bakabilmeliyiz değil mi? Hem de büyük küçük demeden...
Yogamini resimleri çoook yakında!:)

Hiç yorum yok: